Kültürlerin Kavşak Noktası Kocaeli ve Müzecilik

Kültürlerin Kavşak Noktası Kocaeli ve Müzecilik

Bir kent düşünün; ormanların denizle buluştuğu, yeşilin maviyle iç içe olduğu, tarihî geçmişi uzun yıllara uzanan köklü bir kent. Evet, bu kent Kocaeli. Kocaeli, Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan önemli bir geçiş noktası üzerinde bulunmaktadır. Bu nedenle tarihin her döneminde birçok medeniyet bu bölge için birbirleriyle mücadele etmişlerdir. İlk Çağlardan itibaren Roma’dan Bizans’a, Osmanlıdan Cumhuriyet dönemine kadar birçok medeniyetin izlerini şehrimizde görmek mümkündür. Bu izler, şehrimiz için korunması gereken önemli değerlerdir.

Kocaeli’nin kültürel tarihi çok eski çağlara dayanmaktadır. Trakya’dan gelen Megaralılar M.Ö. 712’de İzmit Körfezi’nin güneyindeki Başiskele yöresine yerleşerek, Astakos adı verilen bir kent kurdular. Bu kentin Astakos ismini, yörede bol bulunan ıstakozdan aldığı bilinir. Ayrıca Astakos’un, bu şehri kuran kişinin de adı olduğu söylenir. Nitekim bölgeden çıkartılan sikkelerde, ıstakoz tasvirlerinin olması şehrin ismiyle alakalıdır. Bitinya Krallığı döneminde (M.Ö. 264) kurucusundan dolayı bölge Nikomedya adını almıştır. M.S. 284 yılında Roma İmparatoru Diocletianus döneminde Nikomedya gelişti ve Roma İmparatorluğu’nun başkenti oldu. M.S. 4. yy. başlarına gelindiğinde Nikomedya, dünyanın dördüncü büyük kentlerinden biri olmuştur.

Kocaeli, Orhan Gazi zamanında, Türk Komutanlarından Akçakoca tarafından fethedilerek ilk defa Osmanlı Devleti’ne katılmış ve 1337’de kesin olarak Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. I. Dünya Savaşı’nda İngilizler ve Yunanlılar tarafından işgal edilen Kocaeli, 28 Haziran 1921’de Türk orduları tarafından işgalden kurtarılmıştır.


İşte böyle zengin ve hareketli bir tarihe ve özgün bir kültüre sahip olan Kocaeli’nde birden çok müze bulunmaktadır. Bunlar; Kocaeli Arkeoloji Müzesi, Kasr-ı Hümayun Saray Müzesi, Atatürk, Redif ve Etnografya Müzesi, TCG Gayret Gemi Müzesi, TCG Hızır Reis Müzesi, Osman Hamdi Bey Evi ve Müzesi, Kocaeli Bilim Merkezi ve SEKA Kâğıt Müzesi’dir.
Müzeler, toplumun hizmetinde olan ve onun gelişimi için çalışan, insanlığın somut ve somut olmayan kültürel mirası ile çevresini tanıması ve sahiplenmesi amacıyla ilmî yöntemlerle açığa çıkaran, inceleyen, değerlendiren, koleksiyonlar oluşturan, koruyan, tanıtan, sürekli ve geçici olarak sergileyen, eğiten, kültürel, sanatsal zevkini ve dünya görüşünü geliştirmesinde etkili olan, kamuya açık, kâr amacı gütmeyen daimî kuruluşlardır. Kocaeli Müze Müdürlüğü olarak bu misyon ve vizyon çerçevesinde son yıllarda yaptığımız önemli çalışmalardan kısaca bahsetmek istiyorum.
Son Yıllarda Kocaeli’nde Yapılan Önemli Arkeolojik Keşifler ve Araştırmalar
Roma İmparatorluğu’nun dördüncü büyük kentinden biri olan Nikomedya’nın merkezi, İzmit şehir merkezine tekabül etmektedir. Bu dönemin izlerini somut olarak yansıtan kültür varlıklarına ait en önemli veriler 2001 yılında 1999 depremi sonrasında Çukurbağ Mahallesi’nde çöken yapının altından çıkmıştır. Müze müdürlüğü tarafından yapılan kurtarma kazılarında, alanın Roma dönemine ait bir mimari anıt olduğu tespit edilmiştir. Yapıya ait sütün başları, kaideler, sütun parçaları ve boyalı yüksek kabartmalı friz parçaları gün ışığına çıkartılmıştır. Müze Müdürlüğü ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Tuna Şare ile yapılan bilimsel proje sonucunda, bu mimari anıtın en önemli parçalarının rölyef frizleri olduğu tespit edilmiştir. Rölyef frizleri, Nikomedya’nın Büyük Roma İmparatorluğu’nun başkentliğini yaptığı dönemde (M.Ö. Geç 3. yy, M.Ö. Erken 4. yy.) İmparator Diocletianus tarafından, imparatorluk kültü için inşa ettirilmiştir. Yapılan arkeolojik kazılar sonucunda yapıya ait rölyef frizlerinin toplam uzunluğunun 50 metreyi geçtiği anlaşılmaktadır. Daha önce yapılan kurtarma kazıları sonucunda arkeolojik alan hakkındaki bilgilerin yetersiz kalması nedeniyle 2021 yılında İzmit Belediyesi’yle yapılan arkeolojik kazı protokolü akabinde, alanda sistemli kazılara başlanılarak daha çok arkeolojik veriye ulaşılması hedeflenmektedir.

Ortaya çıkartılan mimari öğeler, Dünya Kültür Mirası açısından son derece önemli kültür varlıklarıdır. Bunların önemini kısaca vurgulayacak olursak:

  • Rölyefler, Roma başkenti Nikomedya’ya dair şimdiye kadar bulunmuş en büyük buluntu grubudur ve rölyeflerin üzerindeki tasvirler, kentin imparatorluk başkenti olduğu dönemdeki sosyal ve tarihî yaşantısı hakkında bilgiler vermektedir.
  • Rölyefler üzerlerindeki renkler kısmi olarak korunarak günümüze gelmiştir.
  • Dünyanın en büyük klasik dönem mimari heykel grubunu oluşturmaktadır.
  • Rölyefler yapılırken kullanılan stil, Klasik Dönem sanatından Orta Çağ sanatına geçişi işaret etmesi açısından son derce önemli kültür varlıklarıdır.

Kandıra Kybelesi

Bölgede Kybele kültüne dair çok fazla buluntu ve kutsal alan olmasının yanı sıra Ana Tanrıça Kybele’ye adanmış bir mağaranın, Kocaeli’nin Kandıra İlçesi’nde Yağbolu mevkiinde ilk kez keşfedilmesi, Anadolu ve dünya arkeolojisi için oldukça önemlidir.
Mağaranın içinde keşfedilen Kandıra Kybelesi olarak adlandırdığımız sunak, Roma Dönemi’ne ait bir eser olarak değerlendirilmiştir. Kandıra Kybelesi oldukça ünik bir eserdir. Eserin “tam anlamıyla” bir benzeri bulunmamaktadır, bu yüzden yerel bir ustanın elinden çıktığı düşünülmektedir. Eser şu anda Kocaeli Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

Kerpe Su Altı Kazıları ve Yüzey Araştırmaları

Ülkemizin Karadeniz kıyılarında bilimsel anlamda yapılmış su altı yüzey araştırmaları yok denecek kadar az olup, su altı kazısı ise günümüze kadar hiç yapılmamıştır. 2020 yılında Kocaeli Müze Müdürlüğü tarafından başlatılmış olan “Kocaeli’nin Karadeniz Kıyıları Su Altı Araştırması”, Karadeniz’in Kocaeli kıyılarında bir ilk olup yapılacak çalışmalar için öncü olmuştur. 2021 yılında ise Müze Müdürlüğü’ne bağlı Su Altı Araştırma Ekibi tarafından gerçekleştirilen Kerpe Su Altı Kazısı ise, Türkiye’nin Karadeniz kıyılarında gerçekleştirilmiş “ilk su altı kazısı” olarak tarihe geçmiştir.
Kerpe Limanı, Karadeniz’e açılan antik bir limandır. Limanda yapılan su altı kazılarında Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde üretilen ve M.Ö. IV. yy – M.S. VII yy arasına tarihlenen amphoraların Kerpe Limanı’nda çıkartılması, limanın uzun süre kullanıldığını göstermiş olmakla birlikte kentteki ticari hareketlilik ve diğer kentlerle olan ticari ilişkiler hakkında fikir vermektedir. Öyle ki bölgenin; Nikomedya, Herakleia Pontika, Konstantinopolis kentlerine yakınlığı ve Nikomedya’nın Karadeniz’e çıkış noktası konumunda yer alması, yerleşkenin ticari açıdan önemini açıkça göstermektedir.

Saray Müze (Kasr-ı Hümayun)

Padişaha ait saray anlamına gelen Kasr-ı Hümayun, İzmit’e hâkim bir noktada ziyaretçilerini karşılamaktadır. İlk köşkün IV. Murat (1623-1640) döneminde ahşap olarak inşa edildiği anlaşılmaktadır. Daha sonraki yıllarda deprem, yangın gibi afetler neticesinde tekrardan yapılan köşk, son hâlini ise Sultan Abdülaziz Dönemi’nde (1861-1876) almıştır. Köşkün en önemli özelliği, İstanbul saraylarının küçük bir kopyası oluşu ve İstanbul dışında yapılmış tek saray yapısı olarak tarihe geçmiş olmasıdır. Köşk restore edilerek, 2007 yılında Saray-Müze olarak ziyarete açılmıştır. Köşkün değer katan diğer önemli bir özelliği ise, M. Kemal Atatürk’ün 16 Ocak 1923’te ilk basın toplantısını burada yapmış olmasıdır. Basın tarihinde önemli bir yere sahip olan bu toplantıda Atatürk, Cumhuriyet’i kurma fikrini ilk kez dile getirmiş, Cumhuriyet ile ilgili temel düşüncelerini basın ile paylaşmıştır. Hâlen bu tarih, “Basın Onur Günü” olarak kutlanmaktadır.

Osman Hamdi Bey Evi ve Müzesi

II. Abdülhamid, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde yapılan pek çok yenilikte katkısı olan bir padişahtır. II. Abdülhamid, arkeoloji alanında çok önemli bir katkıya imza atarak İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin başına ilk Türk arkeoloğu Osman Hamdi Bey’i getirmiştir. Bağdat’ta ilk arkeolojik çalışmalarını yaptıktan sonra arkeolojik çalışmaların kontrolünü üstlenerek modern arkeoloji biliminin Osmanlıda temellendirilmesini sağlayan Osman Hamdi Bey’in ilk işi, eski eserlerin yurt dışına götürülmesini yasaklayan 1874 tarihli “Âsâr-ı Atîka Nizamnâmesi”ni 1883 yılında yeniden düzenlemek ve yürürlüğe koymak olmuştur. Bu yeni düzenleme ile Batılı ülkelere Osmanlı topraklarından eski eser kaçırılması önlenmiş oldu.
Osman Hamdi Bey, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin 29 yıl müdürlüğünü yaptı ve müzenin, dünyanın sayılı müzeleri arasında anılmasını sağladı. Osman Hamdi Bey’in hayatında Gebze Eskihisar önemli bir yere sahiptir. 26 yıl boyunca yaz aylarını burada, 1884 yılında planlarını kendisinin çizdiği iki katlı köşkte geçirmiştir. İki katlı köşkün yanı sıra resimhanesi, kayıkhanesi ve müştemilat bölümleri de bulunmaktadır. Vefatından sonra vasiyeti gereği çok sevdiği Eskihisar’a defnedildi. Türk müzeciliğinin temel taşlarından ve emektarlarından olan Osman Hamdi Bey’in şehrimizle ilişkili bir hayatının varlığı elbette ki bizlere gurur verirken, ecdat yadigârına ihtimamın önemini de hatırlatmaktadır. 2022 yılı içinde Osman Hamdi Bey Evi ve Müzesi’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı’mız tarafından restore edilerek tekrardan ziyaret açılması planlanmaktadır.

Pandemi Döneminde Müze Eğitim Faaliyetleri

Kocaeli Arkeoloji Müzesi’nde daha önce hiç sergilenmeyen, depolarda muhafaza edilen 200 üzerinde kültür varlığını ilk kez ziyaretçiyle buluşturduk. Özellikle Kocaeli’nin su altı kültürel miras açısından zenginliğini ve önemini vurgulamak için daha önce sergilenmeyen M.Ö. 6. yüzyıl-M.S. 12. yüzyıl gibi geniş bir zaman dilimine tarihlenen amphora koleksiyonunun su altında bulunduğu atmosferini yansıtarak sergilemeye çalıştık. Yine hiç sergilenmeyen eşsiz takıları sergiledik ve seramik ve cam eserler müzede yerini aldı.

Daha önceden müzeye değişik yollarla gelmiş ve müze depolarında yer alan kondisyonu düzgün Osmanlı dönemi 54 adet şaidesi olmayan mezar başlığını ve 7 adet şahideli mezar taşını düzenleyerek müze bahçesinde sergiledik. Osmanlı mezar taşlarının Osmanlıca-Türkçe çevirileri ve mezar başlıklarının anlamları da bilgi panoları oluşturularak ziyaretçilerimize sunulmuştur. Ayrıca bu çalışmalar sırasında Kocaeli’nin en eski Osmanlı mezar taşını tespit ettik.
Kocaeli Müze Müdürlüğü olarak Pandemi döneminde teknoloji ve dijital dünyanın hızlı değişimine uyum sağalmaya çalıştık. Özellikle çevrimiçi etkinlikler düzenleyerek müzelerimizle ziyaretçiler arasındaki ilişkinin devam etmesini sağladık. Bu sayede müzelerimizdeki zaman ve mekân algısını ortadan kaldırarak müzelerimizi, 7/24 açık olan ve herkes için erişilebilir bir ortama dönüştürmeye çalıştık.
Özellikle pandemi döneminde öğrenciler için online etkinlikler düzenledik. Daha önceki yıllarda baskısı yapılan çizgi roman serisini dijital ortama aktararak “Bithynia Günlükleri” adı altında paylaşımlar yaptık. 7-12 yaş çocuklara özel “Duvar Resimleri Konuşuyor” ve “Paranın Serüveni“ başlıkları adı altında webinar etkinlikleri gerçekleştirdik. Pandeminin azaldığı dönemlerde çocuklar için farklı periyotlarda “Eserden Hikâyeye Yaratıcı Drama” ve “Müze Eğitim Atölyesi” etkinliklerini gerçekleştirdik. Bu etkinliler çerçevesinde duvar resmi yapma, mühür atölyesi, baskı atölyesi ve arkeolojik kazı simülasyon eğitimleri verdik.
Müzelerimizi tanıtmak için alanında uzman konukların davet edildiği online konferanslar gerçekleştirdik. Bu konferanslarda Türk mutfak kültüründen arkeolojiye, cam sanatından su altı çalışmalarına ve kültür varlığı kaçakçılığı gibi birçok konuyu ele aldık. Ayrıca “Kocaeli Müze Çalışmaları” adı altında Kocaeli’ndeki kültür varlıkları üzerine bilimsel çalışma yapan akademisyen ve araştırmacılar ile online sempozyum gerçekleştirdik. Müzelerimizin kapalı olduğu dönmede çocuklarımızın eğlenerek öğrenebileceği ve öğrenmekten zevk alabileceği illüstrasyonla zenginleştirilmiş “Geçmişe Yolculuk-Kocaeli’ndeki Müzelerimizi Keşfediyor, Kültürel Mirasımızı Koruyoruz” ve “Su Altı Kültürel Mirasımızı Keşfediyoruz” adlı iki farklı kitap hazırlayarak yayınları çocuklarımızla buluşturduk.

Bunun ötesinde, yapılan müze etkinliklerimiz sayesinde 8.’si düzenlenen ATRAX Star Awards 2022 – Eğlence ve Rekreasyon Ödülleri kapsamında yılın En Başarılı Müzesi ödülüne layık görüldük.

error: İçerik korunmaktadır !!