Kırım Tatarları Hakkında Röportaj

Kırım Tatarları Hakkında Röportaj

18 Mayıs 1944 Perşembe günü Karadeniz’in kuzeyinde bulunan Kırım Yarımadası’nda korkunç bir insanlık dramı yaşandı… İşgalci Sovyet Rejimi, Kırım’ın medeni sahiplerini, asırlardan beri huzur ve güven içinde yaşadıkları topraklarından bir gecede sürgün ederek geride kalan bütün izlerini sildiler… Buna rağmen Kırım Türklüğü, millî kimlik ve bekasını ilelebet yaşatma uğruna her türlü baskı ve zulme göğüs germiş, Türklüğünden ödün vermemiş ve namus saydığı bayrağı ve vatanından asla vazgeçmemiştir. SSCB’nin dağılmasından sonra kurulan Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin ilan edilmesi ile birlikte, Kırım’dan koparılan Türklerin ana vatanlarına dönüş süreci başlamışsa da Rusya Federasyonu’nun 2014’te Kırım’a yönelik girişimleri bir kez daha Kırım Türklüğünü hedef almış ve hukuka aykırı bir şekilde Kırım’ı ilhak etmiştir. “18 Mayıs 1944 Kırım Sürgünü”nü konu edindiğimiz bu sayımızda, biz de Kırım Tatar Türk halkının lideri ve Ukrayna Milletvekili Sayın Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile bir röportaj gerçekleştirdik. Ukrayna-Rus savaşı tüm şiddetiyle devam ederken sorularımızı Ukrayna’dan yanıtlayan Kırımoğlu, “Kırım Tatar Sürgünü”nün 78. yılında Kırım’daki Türklerin durumu ve Ukrayna-Rusya savaşı ile ilgili olarak dergimize önemli açıklamalarda bulundu.

Rusya-Ukrayna krizi nasıl savaşa dönüştü, bugüne nasıl gelindi?

1991 yılında Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Ukrayna bağımsızlığını ilan etti. Ama uzun yıllar devamında Ukrayna tam manasıyla bağımsız değildi. İktidarda, devlet kuruluşlarında büyük oranda eski komünistler, Rusya’nın sıkı bağlantıları olan eski Sovyet bürokratları bulunuyordu. Ukrayna’nın ekonomisi, ticareti büyük oranda Rusya’ya bağlıydı. 2004 yılında Turuncu Devrim’inden sonra yeni seçilen Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko, Rusya’nın bağlantılarını zayıflatmaya, bağımsız siyaset yürütmeye ve Avrupa Birliği’ne (AB) yaklaşmaya çalıştı ancak bu yolda çok başarılı olamadı. Olamadığı gibi Rusya’yı da çok kızdırdı. Sonraki 2010 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Rusların desteklediği ve Rus taraftarı olan Viktor Yanukoviç seçildi ve Parlamento’da çoğunluk, Yanukoviç’in “Bölgeler Partisi” ve onların müttefikleri olan Komünist Partisi’ne geçmiş oldu. Devletin tüm önemli pozisyonları; Başbakanlık, Savunma Bakanlığı, İstihbarat, İçişleri Bakanlığı vs. Ruslara ya da Rus taraftarı olan kimselere verildi. Yani Ukrayna, tamamen Rusya’nın kontrolüne geçti. Ukrayna, gerçek manada bağımsızlığını sadece 2014 yılında Onur Devrimi’nden (Ukrayna Devrimi) sonra kazandı demek mümkündür. Bu tür olaylar, Rusya’nın hoşuna gitmedi ve Ukrayna’ya karşı Rusya çok agresif eylemler başlattı.

Rusya, 2014 yılının Şubat ayında Kırım’ı işgal etti ve 1938 yılında Hitler’in, Avusturya’ya yaptığı gibi kanunsuz ve sahte bir referandumla Kırım’ı kendi ülkesine ilhak etti. Bundan bir ay sonra Ukrayna’nın doğu tarafındaki Donetsk ve Luhansk bölgelerine saldırdı ve bu bölgelerin bir kısmını işgal etti. Kırım’ın doğusundaki toprakların işgali Rusya için çok zor olmadı. Çünkü Rus yanlısı olan ve devrimden sonra Rusya’ya kaçan Cumhurbaşkanı Yanukoviç ve birçok Bakanın hain davranışları, Ukrayna’nın o dönem bir direniş göstermesine mani oldu. Yine silahlı kuvvetleri perişan durumdaydı ve devletin tüm stratejik kurumları Rus ajanları ile doluydu. İşgalcileri, Donetsk ve Luhansk bölgelerinde durduran ve daha ileri gitmemelerini sağlayan ise yeterli silah ve tecrübeye sahip olmayan gönüllü devlet birlikleri oldu. Ama bunun neticesinde binlerce insan yaşamını yitirdi. Bundan sonra 7 yıldan fazla geçen süre içerisinde ise orada hiç ateşkes sağlanamadı. Yine çok insan yaşamını yitirdi ve etraftaki yerleşim yerleri harabeye döndü. Bu yılın 21 Şubat’ında Donetsk ve Luhansk topraklarını bağımsız devletler olarak ilan etti. Yani senaryo aynıydı. 2014 yılında Kırım’ı işgal ettikten sonra orada da Bağımsız Kırım Cumhuriyeti‘ni ilan etmişlerdi, iki hafta sonra sahte referandum yapıp Kırım Yarımadası’nı kendi ülkelerine kattılar. Donetsk ve Luhansk’ın sahte bağımsızlıklarını ilan ettikten üç gün sonra Rusya, Ukrayna’ya karşı savaş başlattı. Şimdi Ruslar, Ukrayna’ya beş maddelik bir talep bildirdi ve uymasını istedi. Ukrayna’ya dayatılan şartlardan ilkinde Donetsk ve Luhansk’ın bağımsızlıklarını kabul etmelerini ve Kırım’ın Rusya toprağı olduğunu tanımalarını istemektedirler. Ama dayatılan bu şartlar, Ukrayna tarafından hiçbir zaman kabul edilmeyecektir.

Rusya’nın, Ukrayna’yı işgal için başlattığı askerî harekât ikinci ayını doldurdu ve Ukrayna direniyor. Sizin son durum hakkında genel değerlendirmenizi alabilir miyim?

Yıllar devamındaki süreçte Rus propagandasına göre Ukrayna’nın halkı özellikle Ukrayna’da yaşayan etnik Ruslar ve diğer Rus konuşan insanlar, Kiev rejimi altında büyük zorluklar çekiyorlarmış. Rus ordusu Ukrayna’ya girince, onları kurtarıcıları gibi çiçeklerle, davul ve zurnayla karşılayacaklardı. Ukrayna’nın diğer bölgelerinde de Kiev rejimine karşı isyanlar başlatılacak ve birkaç gün içerisinde tüm Ukrayna işgal edilecek, Rusların şartlarını kabul edecek bir Ukrayna yönetimi kurulacak ve böylelikle Rusya’ya karşı uygulanan yaptırımlar ve izolasyon tedbirleri kaldırılmış olacaktı. Yine aldığımız malumatlara göre Kiev üç gün içerisinde ele geçirilecek, dördüncü günü Kiev’in merkez meydanında büyük askerî geçit töreni yapacaklardı.

Ama işgalcilere karşı Ukrayna halkı, onları elbette çiçeklerle karşılamadı. Kiev’e gönderilen üç taburun yarısı birkaç saat içerisinde Ukrayna kuvvetleri tarafından imha edildi. Geri kalanlar da Kiev’in etrafına kaçıp orada Buça, Borodyanka gibi yerleşim yerlerini yağmalayıp sivil insanlara işkence edip infaz etmeye başladılar. Ukrayna halkı, bundan önce hiç olmadığı kadar işgale karşı birleşti. Bugün savaşın 67. günü. Bugüne kadar işgalcilerin yaklaşık 21 bin kadar askeri öldürüldü, binlerce askeri esir düştü, 3 binden fazla hava aracı düşürüldü, binden fazla tank ve askerî aracı imha edildi, “efsane gemi” olarak adlandırılan Moskova Kruvazörü başta olmak üzere 8 askerî gemisi batırıldı. Ama tüm bunlara rağmen Putin, kendi halkına Ukrayna’ya karşı operasyonların başarılı şekilde devam ettiğini söylemektedir. Ukrayna’daki bu direnişi ne Rusya ne de dünya hiç beklemiyordu. Aynı zamanda dünyada süper güç olarak adlandırılan Rusya’nın bu derece başarısız ve zayıf olmasını da beklemiyorlardı. Şimdi onların elinde tek bir koz kaldı: Nükleer Silah! Gerekirse onları da kullanabileceklerini şantaj olarak dillendirmeye başladılar.

İşgalin, Donetsk ve Luhansk dışında Ukrayna geneline yayılması Kırım’daki mevcut duruma nasıl etki edecektir? Yakın zamanda Kırım’ın, özgürlüğüne kavuşacağını düşünüyor musunuz?

Donetsk ve Luhansk’tan ayrı Rus askerleri, işgal atındaki Kırım’dan çıkıp Kherson Bölgesi’ni zapt ettiler. Oradan aynı zamanda hem Donbas hem de Moldova’ya kadar bir koridor açmak istiyorlar. Nihayetinde, ülkenin doğusundaki Donbas ile güneyinin tamamını ele geçirip Ukrayna’yı, tamamen Rusya’ya bağımlı bir ülke hâline getirmeye çalışıyorlar. Ukrayna böylelikle her taraftan kuşatılmış, Karadeniz’e çıkış yolları olmayan bir kara ülkesi durumuna getirilmeye çalışılıyor. Eğer Rusların bu hayalleri gerçekleşirse, tabii ki ne Ukrayna’nın ne Kırım’ın geleceği hiç olmayacak.

Ama dünyanın belli başlı önde gelen analist uzmanlarına göre Rusya’yı çok farklı bir senaryo beklemektedir. Rusya’ya karşı uygulanan çok ciddi yaptırımlar neticesinde bu yılın sonuna kadar Rusya ekonomisinin beli epeyce kırılacak. Putin rejimini koruyan yarım milyon askeri bile beslemeye yetecek kadar bütçesi olmayacak. Ukrayna’ya tüm dünya maddi ve manevi destek verdiği için burada da Rusya çok zarar görecek ve neticede Rusya parçalanacak ya da Putin rejimi yıkılacak. Putin eğer hayatta kalırsa, o ve onun suç arkadaşları uluslararası mahkemelerde yargılanacak. Onun yerine gelen iktidar ne tür yönetim sergilerse sergilesin kendi ülkelerini kurtarmak için uluslararası kaidelere uymak ve tüm işgal edilen toprakları boşaltmak zorunda kalacaktır. Yani bu savaşın neticesinde Kırım’ın işgalden kurtarılması mümkün görülüyor. Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı Kırım’dan başladı, kurtuluşu da yine Kırım’dan başlayacaktır. Ben, buna çok inanıyorum.

Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşındaki arabuluculuk rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz? İkili görüşmelerden bir sonuç bekliyor musunuz? Ve yine bu süreçte ABD, AB ve NATO’nun tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kırım’ın işgalini tanımayan, Ukrayna’nın toprak bütünlüğü taraftarı olan ve Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik işgaline katiyen karşı çıkan Türkiye gibi bir ülkenin arabuluculuğu elbette çok önemlidir. Ama Rusya, kendi saçma şartlarından vazgeçmez ise hiçbir ikili görüşmelerde olumlu bir sonuç çıkmayacak ve savaş devam edecektir. Sosyolojik araştırmalara göre Ukrayna halkının %89’u, Rusya’nın kendi topraklarından çekilinceye kadar onlarla bir anlaşma yapılmasına karşılar. O yüzden bu görüşmeler, Rusya’nın tutumuna bağlı diyebiliriz. İşgal sürecinde elbette ki ABD, AB ve NATO sağ olsunlar epeyce yardım ediyorlar ancak bu yardımlarda çok geç kaldılar. Rusya işgale başlamadan önce bize istenilen silahları vermiş olsalardı şimdi durum daha farklı olacaktı. Bugün sizlerle daha farklı şeyler konuşuyor olabilecektik.

2014’te Kırım’ın işgalinden bu yana, Kırım’a, evinize gidemiyorsunuz. Müzakere ya da mücadele sonunda Kırım özgürlüğüne kavuşursa Kırım’da yapmak istediğiniz şeyler hakkında düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Aslında hayatımın büyük kısmı vatanımızın dışarısında; Sibirya, Sovyetler Birliği’nin hapishanelerinde, çalışma kaplarında, Yakutistan zulmünde geçti. Onun için 2014’te, Kırım’ın işgalinden sonra bizi topraklarımıza almamaları büyük sürpriz olmadı bizim için. Yine de en acı tarafı şu ki, 1944 yılında yaşanan sürgün ve soykırımdan sonra yarım yüzyıl devam eden o süreçte, vatanına dönmek ve özgürlükleri için mücadele eden insanlarımız bugün yine, Sovyetler Birliği rejiminden daha beter olan bir terörist rejimin baskısı altında kaldı. Binlerce soydaşımız, işgalcilerin baskıları neticesinde vatanlarını terk edip Ukrayna’nın topraklarına göç etmek zorunda kaldılar. Ama inanıyoruz ki bu savaş neticesinde biz Kırım’ı da kurtaracağız. Bundan sonra Ukrayna Parlamentosu tarafından alınan karar gereğince Kırım Yarımadası’nda Kırım Özerk Cumhuriyeti olacak. İnşallah bu savaş bittikten sonra Kırım Tatarları için güzel gelişmeler olacak diye düşünüyorum.

Dergimizde bu ay “Kırım-Tatar Sürgünü”nü ele alıyoruz. Üzerinden 78 yıl geçmesine rağmen acılar hâlâ taze. Kırım Tatarlarına uygulanan sürgün ve soykırımı değerlendirmenizi istesek neler söylersiniz?

18 Mayıs 1944 tarihi, Kırım Tatarları için en facialı bir gündür. Sürgün esnasında yapılan araştırmalara göre ve bundan sonraki geçen iki yılda Asya’da, Sibirya’da açlıktan, soğuklardan ve son derece zor şartlardan dolayı halkın %46’sı yaşamını yitirdi. Ukrayna Parlamentosu, Sovyetler Birliği’nin bu cinayetini, 12 Kasım 2015 tarihli karar ile soykırım olarak değerlendirdi. Bundan sonra daha birkaç ülke yapılan bu sürgünü soykırım olarak değerlendirdi. Yine bunun haricinde çeşitli ülkeler, Parlamentolarında karar almaları için bu cinayeti incelemektedirler.

Bu cinayetin esas amacı; Kırım’da etnik bir temizlik yapmak, Kırım Tatarlarını bir millet olarak tamamen yeryüzünden silmek ve Kırım Yarımadası’nı bir Rus bölgesi hâline getirmektir. 70 yıl sonra Sovyetler Birliği’nin varisi olan şimdiki Rusya Federasyonu, yine Kırım’ı işgal etti ve Kırım Tatarlarına karşı cinayet politikasına devam etmektedir. Onun için bu cinayetler hususunda mümkün olduğu kadar geniş malumatlardan yararlanılması Kırım Tatar halkına önemli bir destektir. O yüzden Yerli Düşünce Dergisi’nde bu ay böyle bir konuyu ele almanızdan ötürü çok memnunum.

Son olarak Türkiye’ye, Türkiye Türklerine ve Türkiye’de yaşayan Kırım Tatarlarına mesajınız ne olur?

Kırım’ın işgalinden sonra Ukrayna topraklarına göç eden soydaşlarımız ve Ukrayna topraklarında yaşan diğer vatandaşlar, iki aydan fazladır Rus işgalci ordusuna ve 21. yüzyılın Hitleri olan Putin’e karşı savaşmakta. Oradaki insanlar; toprakları, vatanları, bağımsızlığı ve onurları için savaşıyorlar. Ama bu savaş yalnızca Ukrayna’nın savaşı değil, bu savaş aynı zamanda doğruluğun kötülüğe, demokrasinin totalitarizme ve faşizme, hak ve hukukun haydutluğa karşı savaşıdır. Bu savaşta tarafsız, seyirci olmak mümkün değildir. Çünkü bu savaşı eğer Putin kazanırsa, yarın Rusya’nın tüm sınır komşuları, Türkiye hatta tüm dünya tehlikede olabilir. Savaş esnasında Ukrayna’nın büyük miktarda insani ve maddi kayıpları oldu olmaya da devam ediyor. İşgalci Rusya, Ukrayna’ya karşı başlattığı savaşın ilk gününden bu yana Mariupol’da 20 binden fazla sivilin ölümüne sebep olurken, 200’den fazla çocuk da yaşamını yitirdi.

krayna’nın diğer bölgelerindeki saldırılarda da binlerce insan yine yaşamını yitirdi. Öldürülen veya sakat kalan çocukların sayısı binden fazla rakama ulaştı. Yine 866 okul, 535 çocuk yuvası, 235 hastane ve poliklinikler, 171 fabrika ve binlerce ev yok edildi, yüzbinlerce insan evsiz kaldı. Bu acı tablo giderek de artmakta. Böyle bir durumda Ukrayna’nın elbette yardımlara ve desteğe ihtiyacı var. Ukrayna’nın ve Kırım Tatar halkının bu zor günlerinde Türkiye dâhil birçok ülke bu yaşananlara sessiz kalmadı ve destek verdi. Biz, çok minnettarız ve bunu hiçbir zaman unutmayacağız. Ama daha fazla desteğe ihtiyacımız var. Ümit ediyorum ki Türkiye’de, bizim oradaki diasporamız bu desteği daha aktif şekilde devam ettirecektir.

error: İçerik korunmaktadır !!