Prof. Dr. Enver Konukçu’nun Ardından

Prof. Dr. Enver Konukçu’nun Ardından

Enver Konukçu hocamızın ailesi aslen Bolu bölgesinden olup Seyyid Ağa’nın ailenin büyüğü olduğu dönemde, Bolu’nun batısında ve Düzce yolu üzerinde bulunan Paşaköyü ve Urumşahlar bölgesine yerleşmiştir. Seyyid Ağa’nın Mehmet ve Hasan isminde iki oğlu vardı. Mehmet, I. Dünya Savaşı’nda Kanal Harekâtı sırasında esir düşmüş, Hasan ise şehit olmuştu. Hasan, seferberliğe çıkmadan önce evlenmiş ve Hüseyin isimli bir oğlu dünyaya gelmişti. Babası şehit olunca dedesi Seyyid Ağa onu büyüttü. Hüseyin Efendi, büyüyünce İbrahim Ağa’nın kızı Fatma ile evlendi. Askerlik dönüşü Bolu’nun kazası olan Düzce’de memuriyet hayatına başlamıştır. Hüseyin ve Fatma Konukçu’nun; Hasan, Emine, Enver, Mürvet ve Zeki isimli çocukları dünyaya gelmiştir.

Enver Konukçu, 1944’te Bolu’da doğdu. Babası Düzce’de görevli olduğu için lise dâhil eğitimini burada tamamlamıştır. Lise yıllarında tarihe merak salmış ve bölgedeki bazı harabeleri incelemeye başlamıştır. Böylece hayatı boyunca sürdürdüğü arazi çalışmalarına lise yallarında başlamıştır.
Tarihe olan merakından dolayı lisedeki arkadaşları kendisine “Heredot” ismini takmışlardır.
1962’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’ne kaydoldu. İkinci yılda branş dalları seçimi olduğu için “Umumi Türk Tarihi” kürsüsünü tercih etmiştir. Üniversite yıllarında, hocaları arasında şu isimler vardır:

Ord. Prof. Dr. Ahmet Zeki Velidî Togan, Ord. Prof. Dr. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu, Dr. Mustafa Kafalı, Dr. Gülçin Çandarlıoğlu, Prof. Dr. Fikret Işıltan, Dr. Hakkı Dursun Yıldız, Dr. Erdoğan Merçil, Dr. Işın Demirkent, Asistan Ramazan Şeşen, Prof. Dr. Cavit Baysun, Prof. Dr. Münir Aktepe, Prof. Dr. Şehabettin Tekindağ, Asistan Mücteba İlgürel…

Üniversite yıllarında Ord. Prof. Dr. Zeki Velidî Hoca’nın yakın ilgi ve alakasına mazhar olmuştur. Prof. Dr. Kafesoğlu’nun heyecanlı derslerinde sık sık soru sorma ataklığıyla göze girmiştir.
1967 Şubat’ında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nü bitirmiştir. Bu dönemdeki arkadaşları; Tuncer Baykara, Mehmet Saray, Mustafa Çetin Varlık, Coşkun Alptekin gibi isimlerdir.
Enver Konukçu, 1967’de öğretmen olarak tayin edildiği Salihli Lisesi’ne başladığı meslek hayatına 1968’de asistan olarak girdiği Atatürk Üniversitesi’nde devam etmiştir. Yaş sınırından dolayı 2011’de emekliye ayrılarak Aydın’a yerleşmiştir. 31 Ocak 2022’de Aydın’da vefat etmiş ve Kemer Mezarlığı’na defnedilmiştir.1
Prof. Dr. Enver Konukçu, vefatından üç ay önce, kendisini Aydın’da ziyaret ettiğimizde, toplam 50 ciltten ve yaklaşık olarak 17.000 sayfadan oluşan günlüklerini Erzurum Teknik Üniversitesi bünyesinde kurulmuş olan Erzurum Şehir Arşivine (ERŞA) bağışladı. Bu günlükler, hocamızın Salihli Lisesi’nde öğretmenliğe başladığı 1967 yılından başlayıp 2021’e kadar kesintisiz bir şekilde hemen her gün kendisi tarafından yazılarak oluşturulmuştur. Günlükler oldukça akıcı bir dilde, bir ilim adamına yakışır şekilde kaleme alınmıştır. Hocamız, günlüğünde anlattığı hemen her hadisenin bir belgesini (gazete küpürü, fotoğraf, bilet vs.) günlüğüne iliştirmiştir. Bu anlamda günlükler, özellikle tarihçiler için zengin bir belge koleksiyonuna sahiptir. Günlüklerin önemli bir kısmı, hocamızın Atatürk Üniversitesi’ndeki mesaisine, yurt içi ve yurt dışı gezilerine ait olup aynı zamanda yurt içi ve yurt dışında tanıdığı ve tanışmış olduğu pek çok büyük bilim insanlarıyla arasında geçen münasebetlere aittir. Konukçu’nun 1967’de tutmaya başladığı günlükleri şöyle başlamaktadır:
“Kasım ayının son haftası. Ankara’da Sağlık Bakanlığı’na bağlı arka binada Meslekî Öğretim Genel Müdürlüğü. Kemal Demir Bey’in daha önce gönderdiği ve randevu aldığı Doktor Ali Tekeşin Bey’in kapısını hafifçe tıklatarak içeri girdim. Daha önceden de gördüğüm için beni tanımakta güçlük çekmedi. Oturmamı söyledi. Sonra telefon etti. Ve getirilen listede Kars, Siirt, Elazığ, Urfa Sağlık Kolejlerinin boş olduğunu ve Kars’a tayinimin yapılacağını söyledi. Ben de ister istemez Erzurum’a yakın olduğu gerekçesi ile kabul ettim. Fakat Kars, Türkiye’nin bir ucu. Erzurum’a olan mesafeyi göz önüne getirince, vücudumda bir ürperme duydum. Peki diyerek dışarı çıkmıştım ki o esnada biri yanıma geldi. O da tayini için bekliyormuş. Tekeşin Bey onu görünce çağırdı. İkimiz tekrar karşısında idik. Bana, ‘Arkadaşın Karslı imiş. Yer değiştirebilir misiniz?’ diye sorunca, hemen kabul ettim. Açık yerler arasında Elazığ, Urfa, Siirt kalıyordu ki tam o sırada gelenler Elazığ’a sahip çıktılar. Tekeşin Bey ‘O hâlde Urfa’ya tayin edelim.’ cevabını verdi.
İlgili belgelerin bir kısmı yanımda idi. Esas bakanlık binasına geçtim. İdari işlere bakan büroya geldim. Oradan istenilen belgeler arasında askerlik durumu ile ilgili kâğıt lazım geliyordu. Onu da al getir ve tayinini yapalım dediler.

Ölü adımlarla Bakanlığı terk ettim. Düzce Saraç Kardeşlerin Ulus’taki yazıhanesinde otobüse binerek Düzce’ye akşam olmadan vardım. Evdekilere Urfa’ya tayin edildiğimi söyledim… Kararımı vermiştim. Neresi olursa olsun gidecektim. Parasızlık, hepsinden önemlisi ruhî sıkıntılara bir son vermek arzusunda idim…
Akşamüzeri eve geldim, annem bana bir mektup olduğunu söyledi. Aldım baktım. Salihli Lisesi Müdürü Celal Ural Bey’den geliyordu. Güya Millî Eğitim Bakanlığı beni buraya tayin etmiş. Tabii ben inanmadım. Fikrime göre bu soğuk şakayı ya Hüdayi Kalyoncu ya Manisa Ortaokulu Müdür Muavini Ö. V. Yüksel veya Manisa Lisesi Tarih Öğretmeni Mine Çardaktan yapmıştır dedim. Fakat onların yazıları ile bana gelen mektup aynîlik göstermiyordu. Ertesi gün Salihli Lisesi’ne telefon açıp Celal Ural’ın orada olup olmadığını sordum. Verilen cevapta bu şahsın müdür olduğunu anladım. Sonraları birçok telefonlar ettim. Nihayet bu ümitsiz anımda Ege Bölgesi’nde İzmir’e yakın bir yere tayinim gerçekleşmiş oluyordu… 25 Aralık 1967’de Salihli’de olabilmek gayesiyle harekete geçtim.”

Günlüklerin devamında sürprizli bir mektup başlığı altında şunlar yazılmıştır: “İşte bu hareketli anımda Prof. Dr. Zeki Velidî Togan hocamızın kızı İsenbike Togan’a mektup yazarak, Z. V. Togan’ın İngiltere veya Almanya adresini istemiştim. O da yazdığı cevabî mektupta benim Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Tarih asistanlığı imtihanını kazandığımı zikrediyordu. Şansım açılmıştı bir kere ya. Gerisi gelir. Bu haber bende II. bir şaşkınlık yarattı. İnanamadım doğrusu. Hemen Erzurum ve Ankara’dan durumu izah eden malumat istedim. İsenbike Togan’ın yazdığına göre benim kazandığımı, Prof. Dr. Faruk Sümer, Avrupa imtihanı için İstanbul’a geldiğinde sitayişle bahsetmiş. Bilhassa kâğıdımı çok beğenmiş. Hani biz de ‘Türklerde İslamiyet’in Yayılması’ ve ‘Anadolu’nun Türkleşmesi’ni az çetrefilli yazmamıştık.”
Hocamız, Erzurum’a gelişini günlüklerinde şöyle anlatmaktadır:
“Erzurum’a Hareket, Bayramın dördüncü günü Ankara yolu kapalı ve Eskişehir üzerinden Ankara’ya hareket ettik. Afyon yoluna girdiğimizde sanki Salihli’ye gidecekmiş gibi bir his uyandı içimde. 14 Mart 1968 Perşembe’ydi günlerden. Tren dört saat rötarlı. Gar büfesinden Ankara’ya ait kartpostal aldım. Postanesinden Tomris’e postaladım. ‘Biraz sonra Erzurum’a hareket ediyorum. Varınca mektup yazacağım. Selamlar.’ diye yazmıştım. Kayseri-Sivas arasında bütün gece yol aldık. Geçen her an beni belki uzun müddet göremeyeceğim Tomris’ten uzaklaştırıyordu. Rüyada görünce ferahladım. Hatıra defterime ‘Gece ranzada kompartımanda yatıyorum, Tomris’i hayal ediyorum.’ diye yazmışım.”
Bu satırlardan anlaşıldığına göre Prof. Konukçu, günlüklerinin yanı sıra hatıralarını da kaleme almıştır. Hatıra defterlerinin, bize teslim edilen arşivindeki inceleme sonucunda ortaya çıkacağını ümit ediyoruz. Biz, günlüklerine devam edelim ve Erzurum’daki ilk saatlerini nasıl geçirdiğini aktaralım:
“15 Mart akşamı Erzurum’dayım. Hava karlı ve soğuk. Oteldeki odamda valizimi açarak Tomris ile olan resimlerimi çıkardım. Birer birer bakıyorum.”
Hocamız bundan sonra Atatürk Üniversitesi’ne giderek görevine başlamış ve 2011 yılına kadar 43 yıl boyunca görevini devam ettirmiştir. Günlüklerinde emekli olup Erzurum’dan ayrılışını şöyle anlatmaktadır:
“Erzurum’a Veda,
Hava kapalı. Nem oranı yüksek. Erken kalktım. Yarım kalan işlerimi tamamladım. Bugün yolculuk var. İzmir ve Akbük-Mercan’a yönelik üzerimde tembellik var. Hava sonbaharı hatırlatıyor. Tomy (Tomris) işleniyor. Ben de bu arada dinleniyorum. Erdem vaktinde kalktı. Şehri son defa turlamasını söyledim. Onun 41. benim 43. yılım noktalanıyor. Geldiğim gibi ayrılmak istiyorum. Bölümden geleceklermiş. Daha sonra Tomy’e veda ile yola koyulduk. Erzurum’u 4. Blok’u epey özlerim. Süleyman [Çiğdem]’ın aracı ile havaalanına gittik. Yukarıda, çayhanede son konuşmaları yaparken Enis [Şahin], İbrahim [Ethem Atnur] ve Serpil [Sürmeli] aradılar. Sun Express ile güzel bir yolculuk…”

Görüldüğü üzere hocamızın günlüğü 1967’de ilk görev yeri olan Salihli’den başlayıp tüm meslek hayatı boyunca devam eden hayat serüvenini gün gün anlatmaktadır. Yukarıda bahsettiğimiz gibi günlüklerini vefatından birkaç ay öncesine kadar tutmaya devam etmiştir.

Konukçu, günlükleriyle birlikte 54 yıl boyunca biriktirmiş olduğu gazete, fotoğraf ve belge arşivini de Erzurum Şehir Arşivi’ne bağışlamıştır. Fotoğrafların çoğu siyah beyaz olup hocamızın bu süreçteki hayatının hemen her dönemine ait zengin bir çeşitlilik oluşturmaktadır. Bağışladığı belgeler arasında ayrıca sıklıkla yapmış olduğu yurt içi ve yurt dışı gezileri sırasında gittiği yerlerin tarihi ve kültürüne dair hazırlamış olduğu dosyalar da mevcuttur.

Konukçu’nun bu zengin arşivi, 2017 yılında kurmuş olduğumuz Erzurum Şehir Arşivi’ndeki yerini almış ve arşivimize çok büyük bir zenginlik katmıştır.
Prof. Dr. Enver Konukçu’ya Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı dileriz.

Dipnot:

  1. Prof. Dr. Enver Konukçu’nun hayatı hakkında geniş bilgi için bakınız, Esin DERİNSU DAYI, “Prof. Dr. Enver Konukçu’nun Özgeçmişi”, Atatürk Dergisi, I/3, 2012, s. 3-20.
error: İçerik korunmaktadır !!