Müzelerin Gücü ve Ankara Oyuncak Müzesi

Müzelerin Gücü ve Ankara Oyuncak Müzesi

Uluslararası Müzeler Konseyi (ICOM), 18 Mayıs 2022 tarihinde dünya çapında konseye üye ülkelerin müzelerinde kutlanacak Uluslararası Müzeler Günü’nün temasını “müzelerin gücü” olarak belirlemiştir. Bu tema çerçevesinde genel amaç, müzelerin toplum yaşamındaki yerini ve önemini gündeme getirmek; toplumsal yaşantının önemli bir bileşeni olan müzenin bilim, kültür ve sanat çalışmalarının temsilcisi ve toplumların gelişiminin belirleyicisi olduğunu vurgulamaktır. 21. yüzyılda ve özellikle son on yılda müzelerin kültür endüstrinin en önemli kaynaklarından biri olduğu, okul dışı öğrenme süreçlerinin etkili elemanları olarak kabul edildiği, toplumların gelişimlerinin büyük bir göstergesi olduğu ve psikolojik olarak insanları rahatlatan kurumlar olduğu ifade edilmektedir. ICOM tarafından belirlenen temalara genel olarak bakıldığında da benzer sonuçları çıkarmak olanaklıdır. 1992 yılında müzeler ve çevre temasıyla başlatılan müzeler günü çalışmaları, zamanla müzenin yerli halklarla ilişkilerini gündeme getiren, kültürel varlıkların yasa dışı trafiğine karşı mücadeleyi vurgulayan, toplumsal barışı ve etkileşimi öne çıkaran başlıkları gündeme getirmiştir. 2010 yılından itibaren müzelerin; nesnelerin toplandığı, araştırıldığı, onarımlarının yapıldığı ve sergilendiği kurumlar olmanın ötesine geçtikleri; sosyal uyumu sağlamak için, teknolojik gelişmelerin izlenmesi için ve sürdürülebilir toplum için kilit kurumlar oldukları gündeme gelmektedir. 2020 yılından itibaren mücadele edilen COVID 19 salgını ile birlikte fiziksel ortamların ötesine geçen ve izleyicileriyle sanal platformlarda buluşmaya başlayan müzelerin etki çerçevesinin genişlediği, sunum ve içeriklerinin geliştiği ve faaliyet alanlarının çeşitlendiği de kabul edilmektedir. Bu saptamalardan hareketle bu kurumu tanımlamak da zorlaşmıştır.


Geleneksel tanımıyla müzeler; tarihî eserleri, sanat eserlerini ve doğa tarihi numunelerini saptayan, bilimsel yöntemlere açığa çıkaran, inceleyen, değerlendiren, koruyan, tanıtan, sergileyen ve eğitim programları aracılığıyla halkı (ziyaretçi/izleyici) bilinçlendirerek toplumun kültür düzeyini yükseltmeyi amaçlayan eğitim, bilim ve sanat kurumlarıdır. Çağdaş tanımlarda müzelerin bu kabulüne ek olarak geçmiş ve gelecek hakkında kritik diyaloglar için demokratikleştirici, kapsayıcı ve çok sesli alanlar olmaları beklenmektedir. Bu amaçla son yıllarda müzelerin sayı ve çeşitliliğinde -salgın süresince ve sonrasında birçok müze tekrar ziyarete açılamasa da- dünya genelinde artış yaşandığı gözlenmektedir. Doğa tarihi, bilim, sanat, arkeoloji, tarih müzesi gibi bilinen müze türlerine ek olarak bilim merkezi, çocuk müzesi, gözlemevi gibi eğitime ve etkileşime açık müze türlerinin yanı sıra çim biçme makineleri müzesi, çikolata müzesi, tuzluk müzesi, yelpaze müzesi, su altı sanat müzesi gibi örnekler her türden koleksiyonun ilgi çekici bir müzeye dönüşebildiğini göstermesi açısından önemlidir.


Müzenin bir eğitim kurumu olarak önemli bir işleve sahip olduğu düşünüldüğünde öğretmenlerin ve okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki öğrencilerin öğretim programları doğrultusunda koleksiyonlarına göre öğrenme içerikleri sunacak çeşitli müzelere ilgi gösterecekleri ve okul dışı ortamları eğitim amacıyla kullanma becerisi kazanacakları söylenebilir. Bununla birlikte ailelerin, çocuklarıyla birlikte serbest zamanlarını müzeler gibi keşfetmeye ve eğlenceye odaklı nitelikli öğrenme ortamlarında geçirmelerinin istendik bir durum olduğunu da belirtmek gerekir.


Farklı kuşakları bir araya getiren nitelikli öğrenme ve eğlence ortamı tanımına uygun müze türlerinden biri de oyuncak müzesidir. Prof. Dr. Bekir Onur’a (2010) göre oyuncak müzesi; tarihsel-toplumsal-kültürel bir ürün olan oyuncağı korumak ve araştırmakla yükümlü bir kuruluştur. Çünkü oyuncak, toplumsal-kültürel bir üründür ve tarih içinde gelişmiştir. Dolayısıyla oyuncak müzesi, çocuk kültürüne ilişkin en önemli öğelerden biri olan oyuncağın çağlar boyunca gelişimini ve değişimini izleyen, anlamını ve işlevini araştıran, üretildiği çağın toplumsal ve tarihî koşullarını gözler önüne seren ve üretildiği çağın şartlarını yorumlayan dinamik bir müze olarak kabul edilir. Aynı zamanda oyuncağa ilişkin örnekleri toplayan, koruyan, sergileyen, araştıran, izleyicinin kültürel ve akademik zenginliği için yorumlayarak eğitim amacıyla kullanan bir eğitim kurumudur. Gelişmiş ülkelerin büyük metropollerinde açılan oyuncak müzelerinin sayısı hızla artmaktadır. Bu ülkelerde oyuncak müzelerinin yanı sıra çocuk kültürünün farklı öğelerini göz önünde bulunduran ve bazılarının da oyuncak müzesi sınıflandırmasına dâhil edilebilecek; bebek müzesi, model oyuncak müzesi, oyuncak ayı müzesi (Teddy Bear), oyun müzesi, kukla müzesi, eğitim müzesi, okul müzesi, çocuk müzesi, çocuk sanatları müzesi, çocuk edebiyatı müzesi, dijital oyun müzesi, çocukların bilim ve keşif merkezi ve planetaryum gibi örnekler de bulunmakta ve bu müzeler çoğalmaktadır (Karadeniz, 2010).
Oyun ve oyuncağa odaklanan müzelerin şaşırtıcı bir tema ve koleksiyon çeşitliliği vardır. Bu müzeler, oyun ve oyuncak kültürüne yaptıkları katkının ötesinde çağdaş eğitim stratejileriyle de dikkat çekerler. Bu müzelerin büyük bölümü oyuncağı çocukluk bağlamının ötesinde bir endüstriyel gelişmişlik örneği olarak ele almaktadır. Yapıldığı malzeme, teknolojik özellikler ve toplumsal önemi gibi farklı bağlamlarıyla araştırmayı ve sunmayı tercih ederler, yayınlar hazırlarlar ve böylece disiplinlerarası bir gözlem ve araştırma alanı olarak da topluma hizmet ederler. Anne, baba ve çocukların, birlikte ve birbirlerinden öğrendikleri mekânlar olarak sürekli ve geçici sergiler tasarlarlar ve çocuk gelişimine odaklanarak çalışmalarını yürütürler.


2022 yılında Türkiye’de müze sayısı 500’e yaklaşmıştır. Bu müzelerin 300’e yakını özel müze statüsündedir ve geniş bir çeşitlilik göstermektedir. Bu müzeler arasında şahıs müzeleri, müze evler, kurum müzeleri (kamu kurum kuruluşlarına, özel kurumlara ve belediyelere ait müzeler), okul müzeleri, masal müzesi, illüzyon müzesi, cezaevi müzeleri, açık hava müzeleri (köy müzesi, arkeopark, ekomüze, yaşayan müze vb.), satranç müzesi ve oyuncak müzesi gibi örnekler öne çıkmaktadır. Türkiye’deki oyuncak müzelerinin sayı ve çeşitliliği artmıştır. Bunlar arasında kuruluş tarihi bakımından Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi bünyesinde Prof. Dr. Bekir Onur tarafından kurulan Oyuncak Müzesi (20 Nisan 1990), Türkiye’nin ilk resmî oyuncak müzesidir. Öte yandan Türkiye’nin ilk oyuncak müzesinin bir galeri görünümünde olduğu ve 1983’te Musa Baran’ın Bademler Köyü’nde kendi evinde kurduğu oyuncak galerisi olduğunu da belirtmek gerekir.


Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Oyuncak Müzesi 2020 yılında Ankara Oyuncak Müzesi adını alarak üç temel işlevi gerçekleştirmek üzere çalışmalarına devam etmiştir: Hızlı değişim süreci içinde kaybolma tehdidi altında bulunan geleneksel oyuncakları korumak, oyuncak aracılığıyla sanayi tarihi, kültür tarihi, eğitim tarihi, çocukluk tarihi, oyun tarihi alanlarında araştırma yapmak ve oyuncak aracılığıyla çocuklarla müze, sanat, tarih, bilim alanlarında eğitimler gerçekleştirmek. 5000’e yakın oyuncağı içeren bu koleksiyonun en önemli özelliği geleneksel oyuncaklara sahip olması, yerli oyuncak üreticilerine ilişkin önemli örnekler içermesi ve oyuncak tarihine tanıklık eden çok sayıda yabancı örneği de kapsamasıdır. Müzede tematik sergileme gerçekleştirilmektedir. Bunlar, sergi temaları okul kültürü, ulaşım, geleneksel oyunlar ve oyuncaklar, bebekler, hayvanlar, bebek evi, minyatür ev eşyaları, trenler, yapı ve inşaat, eğlence, müzik, Jülyet Altın Teneke Oyuncak Koleksiyonu ve matchbox oyuncak arabalardır.

Ankara Üniversitesi bünyesinde Prof. Dr. Bekir Onur tarafından 1994 yılında Çocuk Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi (ÇOKAUM) de kurulmuştur. Merkez, çocuk kültürü konulu ulusal ve uluslararası araştırmalar yapmayı, yayınlar yayınlamayı ve ortak etkinlikler düzenlemeyi; oyun kültürü, çocukluğun tarihi ve sosyolojisi, çocuk gelişimi ve eğitimi ve müze eğitimi gibi alanlarda ulusal ve uluslararası düzeyde toplantılar hazırlamayı ve Türkiye’de çocuk kültürü kavramının çocuklar için, çocuklarla birlikte ve çocuklar tarafından oluşturulan bir kültür olarak benimsenmesini ve yerleşmesini amaçlamaktadır.


Merkez müze ile iş birliği içinde çalışarak çağdaş müzelerin araştırma işlevini de yerine getirme konusunda öncü olmaktadır. Bu bağlamda Ankara Oyuncak Müzesi, çağdaş müzeciliğin bir gereği olarak sürekli sergisinin yanında çocuk festivalleri, müze bavulu (gezici müze) çalışmaları, öğretmen eğitimleri, müze gönüllüleri eğitimleri ve geçici sergilerle Türkiye’nin birçok şehrinde izleyicileriyle buluşmaktadır. Müze, salgın döneminde 3D Matterport sanal müze gezisini yayımlayarak ziyaretçileriyle sanal ortamda buluşmuş; okul öncesi, ilkokul ve ortaokul eğitim kitaplarını hazırlayarak öğretmenlere müzeye gelmeden önce, müzeye geldiklerinde ve müze ziyareti sonrasında kullanabilecekleri bilgi, etkinlik örnekleri ve eğitim malzemeleri sunmuştur.


Kaynaklar
Karadeniz, C. (2010). Dünyada çocuk müzeleri ve bilim merkezleri. Ürün Yayınları, Ankara.
Onur, B. (2010). Oyuncaklı Dünya: Oyuncağın Toplumsal Tarihi. İmge Kitabevi Yayınları, Ankara.

error: İçerik korunmaktadır !!