Küresel Dengeler, Kırgızistan ve Doğal Kaynaklar

Küresel Dengeler,  Kırgızistan ve Doğal Kaynaklar

Türk dünyası (bağımsız Türk devletleri nezdinde), 156 milyonluk nüfusu, 1 trilyon $’ın üzerindeki GSH kapasitesi, sahip olunan enerji ve diğer yer altı kaynakları ile dikkat çeken ve çok hızlı büyüme potansiyeline sahip olan önemli bir güçtür. Türk dünyasının kendi içerisindeki entegrasyonunu artırması ve yer altı kaynaklarını daha etkin bir biçimde değerlendirebilecek yatırım ve iş birliği programlarını başlatabilmesi hem bölgesel hem de küresel ölçekte birçok dengeyi değiştirebilecektir. Özellikle sahip olunan enerji ve yer altı kaynakları potansiyeli, Türk dünyası için ayrı bir konuma sahiptir.

Küresel dinamikler, uluslararası rekabet ve yeni ekonomik döngü merkezinin batıdan doğuya doğru kaydığını göstermekte ve bu bağlamda enerji güvenliğinin ilgili büyüme hedefleri doğrultusundaki en önemli kaldıraçlardan olduğu gerçeğini perçinlemektedir. Bu çerçeveden bakıldığında Türk dünyası hem jeostratejik konumu hem de yeni büyüyen tüketim merkezlerine kolaylıkla erişim sağlayabileceği enerji arz potansiyeli ile bütün aktörler için “birinci öncelikli” olarak nitelendirilebilecek bir pozisyon elde etmiştir. İşte böylesi bir ortamda yeni bir uluslararası örgüt modeline bürünen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) hem üye ülkeler hem de ilişkili bölgeler açısından da yeni fırsatlar ihtiva etmektedir.

*

Bağımsız Türk devletleri ve TDT içerisinde; yaklaşık 7 milyonluk nüfusu, büyüyen ekonomisi ve sahip olduğu yer altı kaynakları ile Kırgızistan’ın çok ayrı bir yeri bulunmaktadır.

Ülke içerisinde sahip olunan veya mevcut koşullar dâhilinde hâlihazırda “ekonomik keşif” olarak nitelendirilen hidrokarbon kaynak miktarı çok fazla değildir. Bu sebeple Kırgızistan, petrol ve doğal gaz ithalatçısı olan bir ülke konumundadır. Fakat bu konumunun yanı sıra bölgesel stratejiler dâhilinde sahip olunan su kaynakları ve maden potansiyeli “petrol ve/veya doğal gaz zengini diğer Türk ülkelerine kıyasla daha az stratejik” algısını kırmak için fazlasıyla yeterlidir.

Hiç şüphesiz dünyanın yeni güç merkezi hâline gelen Doğu’da, ilgili bölge ülkelerinin büyüme hedeflerini gerçekleştirebilmesi için (yine öncelikli olarak bölgede bulunan) hidrokarbon kaynaklarına erişebilmeye ihtiyacı vardır. Bu bağlamda özellikle 2050 sonrasında en önemli enerji kaynağı konumuna gelecek olan doğal gaz, bütün dengeleri değiştirecek niteliktedir. Türk dünyasının ise doğal gaz ihracat potansiyeli 2050 yılına kadar doğru yatırımlar ile %500 oranında artırılabilecektir. Bu, Türk dünyası ve TDT için çok stratejik bir unsur olarak düşünülebilecektir.

Öte yandan, enerjinin yanı sıra iklim değişikliğinin etkileri ile bölgede yaşanan kuraklık, suya sahip olmanın belki de yakın gelecekte enerji kaynaklarına sahip olmaktan dahi daha stratejik

error: İçerik korunmaktadır !!