Kırgız Cumhuriyeti’nin Bağımsızlığının 30. Yılı ve Kasım Tınıstan Uulu’nun Doğumunun 120. Yılı Münasebetiyle Kırgızlarda Millî Aydınlanma ve Kasım Tınıstan Uulu

Kırgız Cumhuriyeti’nin  Bağımsızlığının 30. Yılı ve Kasım Tınıstan Uulu’nun Doğumunun 120. Yılı Münasebetiyle Kırgızlarda Millî Aydınlanma ve Kasım Tınıstan Uulu

Giriş

17. yüzyılda Batı Avrupa’da başlayan 18. yüzyılda Almanya ve Fransa’da gelişen aydınlanma döneminin; ekonomik, siyasi ve sosyokültürel anlamda bir değişim süreci olduğunu biliyoruz. 19. yüzyıldan itibaren Rusya ve Osmanlı İmparatorluğu’nun bünyesinde yer alan Türk dünyası da bu sürecin bir parçası olmuştur.
Türkiye’de Jön Türkleri düşünelim, Kırım ve İdil-Ural’da Cedidci aydınları ve onların rahle-i tedrisinden geçen Türkistan aydınlarını hatırlayalım! İdil-Ural, Azerbaycan ve Türkistan aydınları, Türk dünyasının manevi uyanışında ciddi rol oynadılar, ömürlerini bu yolda tükettiler. Onlar, Çarlık ve Sovyet Rusya’sında hak ettikleri itibarı görmediler, aksine “halk düşmanı” ilan edildiler, ardından Stalin terörüne kurban gittiler, 1938’den itibaren yok sayıldılar, yasaklandılar, ağza alınmadılar ve bilimde çığır açan eserleri ortadan kaldırıldı. Elli yıl sonra gelen bağımsızlıkla birlikte aklandılar. Doğdukları ve bağımsızlık mücadelesini verdikleri öz topraklarında isimlerinden ve eserlerinden ancak şimdi söz edilebiliyor, haklarında konuşuluyor. Kısacası yeni nesil, onları bağımsızlıkla birlikte öğrenmeye başladı. Unutulmamalıdır ki bugünkü Türk devletlerinin egemenliğe kavuşmasında büyük kıvılcım oldular.
“Alaş” Aydınları ve Kasım Tınıstan Uulu (1901-1938)
Sovyetler Birliği döneminde siyasi zulüm ve sürgüne (repressiya) maruz kalan Türkistan aydınları, çeşitli bilim dallarında eserler verdiler. Alaş aydınlarının bilim ve kültüre katkıları artık her fırsatta dile getiriliyor fakat onların bilimsel çalışmaları üzerinde yapılan araştırmalar henüz istenilen seviyeye ulaşmamıştır. Alaş aydınları, Türkoloji alanıyla hem derinliğine hem de genişliğine ilgilendiler. Bu çalışmalarda Türk halklarının tarihi, dili ve alfabesi, etnografyası, folkloru, siyasi, sosyal, ekonomik durumu ve geleceği ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır.
Türkistan’daki bağımsız ilk Türk devleti olan Alaş Orda’nın (1917-1920) Devlet Başkanı Alihan Bökeyhan başta olmak üzere Kazak dili ve edebiyatının öncüleri Mağjan Jumabay, Mirjakıp Duwlatulı, Ahmet Baytursın’ın; Alaş Partisi’nin Kırgızistan temsilcileri olan Kırgız millî devletinin kurucusu Cusup Abdrahmanov ve dilbilimciler İşenaalı Arabayev ve Kasım Tınıstan Uulu’nun Türk dünyasına hizmetleri artık takdir görüyor, onların aziz hatıralarına saygı ve minnet gittikçe büyüyor.
Kasım Tınıstan Uulu adı; Alaş millî bağımsızlık hareketini, 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı’nı, Kırgızistan’daki ilk dilbilim ve alfabe çalışmalarını ve de ilk Kırgız-Latin alfabesini akla getiriyor. Yaşadığı dönemde Türkistan halkının siyasi ve kültürel bağımsızlığı için mücadele yolunu seçen ve bu yolda katledilen Tınıstan Uulu, bugünkü Türk Cumhuriyetlerinin elli yıl sonra bağımsızlığa kavuşmasında mühim rol oynayan aydınların başında geliyor. Kırgız tarihine Ürkün/Ürkündö1 olarak geçen ve 1916’da meydana gelen büyük katliam, Tınıstanov’un düşünce dünyasında, hayata bakışında ciddi izler bırakıyor. Rus yönetiminin Kırgızlara, Kırgızların kendi topraklarında koloni politikası uygulaması sonucu meydana gelen olaylar, Çin’e göçü ve yoksulluğu beraberinde getiriyor. Bu göçe maruz kalan Tınıstan ailesinin yaşadıkları, yazarın yarım kalan tahsil hayatı, 1917 Ekim Devrimi’nin ardından Karakol şehrine geri dönüş, genç Kasım’a farklı ufuklar açıyor. (Bektenov, 1991: 5-8; Artıkbayev, 2004: 112-113; Kubatova, 2012: 185). Yoksul fakat millî hassasiyetten taviz vermeyen ve eğitimi önceleyen bir ailede büyümesi, aldığı eğitim (medrese ve özellikle usul-i cedid eğitimi) onu 1920’li yıllarda Alihan Bökeyhan önderliğindeki Alaş Orda Partisi’ne yöneltiyor, Kazak Cedidcilerin/Alaş aydınlarının safına katılarak faaliyetlerde bulunuyor ve nihayet partinin Kırgızistan şubesinin üyesi olarak (Abdukerim Sıdıkov, İşenaalı Arabayev ile birlikte) aynı ülküye hizmet ediyor. Bu ortak manevi dünya, ortak mesai, Kasım’ın siyasi ve kültürel hayatına yön veriyor. 1919-1924 yıllarında Taşkent’te Kazak-Kırgız Eğitim Enstitüsü’nde eğitim görmesi ve o yıllarda (henüz 18 yaşındayken) Mağjan Jumabay başta olmak üzere hayatına yön veren Cedidci aydınlarla tanışması ve Taşkent’teki tahsil hayatında Mağjan’ın talebesi olması, onun millî değerlerle yoğrulup olgunlaşmasında ciddi rol oynuyor ve şiir dünyasını derinden etkiliyor (Dıykanbayeva, 2018: 36). Taşkent’te Kazak yayınevlerinde çalışması, aynı yıllarda Taşkent ve Almatı’da Kazakça çıkan Öris/Örüş “Otlak”, Ak Jol/Ak Col “Ak Yol”, Uşkın/Uçkun “Uçkun, Kıvılcım”, Tilşi/Tilşi “Dilci” gibi gazetelerde2 bazen “Kıt” mahlasıyla Kazakça şiirler yazması, Taşkent’te Kazakça-Kırgızca yayımlanan Şolpan/Çolpon “Çolpan” ve Jas Kayrat/Caş Kayrat “Genç Gayret” dergilerinin yayın kurulunda çalışması, Türkistan yazı dillerine hâkimiyeti (Özbekçe ve Kazakça) bu millî yönelişin somut örnekleridir.

Mağjan Jumabay ve Kasım Tınıstan Uulu

Taşkent’te Kazak Pedagoji Enstitüsü’nde Cedidci Şair Mağjan’ın talebesi olan Kasım, ilk şiirlerini (on iki şiir) 1920-1921 yıllarında Kazakça olarak kaleme alıyor. Bu örneklerde, Mağjan’ın lirik dizelerinin Kasım’da bıraktığı izleri hissetmek mümkündür. Daha sonra bunları, 1922-1924 yıllarında Kırgızca on sekiz şiir ve Cañıl Mırza poeması izliyor.

Kasım, Mağjan’ın Tuwğan Jerim-Sasıkköl şiirine nazire niteliğinde yazdığı Isık-Köl şiirinde, doğup büyüdüğü Isık Köl’e özlemini dile getiriyor:
Mağjan’ın Bulbul şiiri, Kasım’da Bulbulğa başlığıyla karşımıza çıkıyor. Mağjan’ın Ala Taw şiirine Kasım, Ala Too ile karşılık veriyor. Türkistan’ın geleceğini gençlere emanet eden Mağjan, Men Jastarğa Senemin “Ben Gençlere Güvenirim” diye gençlere seslenirken Kasım, Caştarğa “Gençlere” diyerek aynı ülküyü pekiştiriyor.

Tuwğan Jerim-Sasıkköl
Alıstan muñarlanıp şalkığan köl,
Betinde künniñ nurı balkığan köl,
Jarısıp saf kümistey ak köpigiñ
Map-mayda möldirinde kalkığan köl.
Isık-Kölgö
Kaydasıñ keñ Isık-Köl, tuuğan cerim,
Kindigim kesip, kirim cuuğan cerim,
Körgön can sawletiñdi sağınadı,
Caykalğan sen Karakol-altın kenim!

Uzaktan bulanıp çalkalanan göl,
Yüzünde güneşin nuru eriyen göl,
Yarışıp saf gümüş gibi ak köpüğün
Temiz berraklığında yüzdüğü göl.

Neredesin, geniş Isık Göl doğduğum yer,
Göbeğimin kesilip, kirimin yıkandığı yer,
Her gören insan senin güzelliğini özler,
Yemyeşilsin sen Karakol şehrim-altın yer.

Bakü Kurultayı ve Kasım Tınıstan Uulu

Kasım, Taşkent’te Kazak-Kırgız Eğitim Enstitüsü’nü bitirdikten sonra meslek hayatına Karakol şehrinde öğretmenlik yaparak başlıyor, daha sonra Akademi Merkezi İlmî Komisyonu’nun kâtibi oluyor ve 1925 yılında Akademi’nin başkanı olarak görevlendiriliyor. Bu göreve geldikten sonra Arap alfabesinden Latin alfabesine geçiş faaliyetleri hız kazanıyor (Kubatova, 2012: 186). 1925’te Erkin Too (Hür Dağ) gazetesinin redaktörlüğünü üstlenen Kasım, gazetede Kırgız filolojisiyle ilgili ilk araştırmalara öncülük ediyor. Yudahin ile birlikte Kiril esaslı Kırgız alfabesi taslağını hazırlıyor ve nihayet Kırgız-Latin alfabesi ve imlası (ilk imla) üzerine çalışmaları hızlandırıyor. Arabayev ve Baytursın’ın da katıldığı öğretmenlere yönelik kongrede Latin alfabesini savunuyor (Bektenov, 1991: 10). 1926 yılında Bakü’de yapılan Birinci Türkoloji Kurultayı’na İ. Arabayev ile katılan Tınıstan Uulu, bu kongrede “Yeni Kırgız Alfabesini Oluşturma Prensipleri” adlı sıra dışı bir bildiri sunuyor, kendisinin hazırladığı Latin esaslı Kırgız alfabesi hakkında bilgiler veriyor, konuşmasında Rusya Türklerinin edebiyatındaki benzerlikleri, edebî eserlerin karşılıklı okunup anlaşıldığını, dil ve kültürün yakınlığını açıkça dile getiriyor ve sonuç olarak Latin alfabesinin bütün Rusya Türklerinde ortak olması gerektiğini savunuyor. Tınıstan Uulu, bu düşünceleriyle büyük dilbilimcileri ikna ediyor.
Arabayev ile Baytursunov’un da bulunduğu grup ile Latin alfabesine geçmek isteyenler arasında tartışmalar yaşansa da Tınıstan Uulu’nun Latin alfabesine geçme fikri, şu gerekçelerle kabul ediliyor:

1-Tınıstanov’un fikri doğru olarak kabul edilsin!

2- Latin alfabesine geçme meselesinin mahallî, ilmî ve pedagojik kısmının Kongre’ye bırakılmasına izin verilsin!

3- Arap alfabesinin bundan böyle düzenlenmesi (ıslah edilmesi) durdurulsun!

4- Alfabe meselesi, kongrede kifayetsiz hiçbir kimseye bırakılmasın; Kasım Tınıstanov’a tevdi olunsun! (Kuzan, 2016: 6’dan Tınıstanov, 1991: 259)

Tınıstan Uulu’nun bildirisi Kongre’de kabul edildikten sonra Latin alfabesi esaslı 24 harften oluşan Kırgız-Latin alfabesi, 29 Haziran 1926 tarihinde Erkin Too gazetesinde yayımlanıyor (Bektenov, 1991: 10-11).
Kasım’ın, Bakü Kurultayı’ndaki giriş ve son sözleri hatırlanmaya değer: “Yoldaşlar, ben fazla konuşmayacağım. Kırgızların ekonomik açıdan geri kaldıklarını, Latin alfabesini kabul etseler de bunun aksayacağı söyleniyor. Ekonomide geri kaldığımızı inkâr edemeyiz. Bu konuda Türkiye’ye müracaat etmekten başka ne yapılabilir ki! Rusya, bize cahil ve fanatik olduğumuzu, yeni alfabenin halk arasında memnuniyetsizlik yaratacağını söylüyor…” (Alkışlar kopuyor salonda) (Nerimanoğlu ve Öner, 2008: 344). Tınıstanov’un bu sözlerinin üzerinden 95 yıl geçse de bu fikir, hâlâ sıcaklığını koruyor. Onun edebiyat ve dilbilim mirası, sadece Kırgızistan’ın gelecek nesilleri için değil bütün Türk dünyası için büyük bir hazinedir. 2018’de Marmara Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü’nde gerçekleştirilen alfabe toplantısında Kırgız dilbilimci Sırtbay Musayev, bildirisinde Kasım’ın Bakü’de teklif ettiği Latin alfabesinin, bağımsızlığın 30. yılına yaklaşırken diğer Türk Cumhuriyetlerinin kullandığı ya da tasarladığı Latin alfabesinden daha mükemmel, kullanışlı, uygulanabilir ve Türkiye’ye en yakın alfabe olduğunu ifade etmişti.

Tınıstan Uulu, Bakü Kurultayı’nın hemen ardından 1927-1930 yılları arasında Kırgız SSR Millî Eğitim Bakanlığı görevinde de bulunuyor. 1928-1931 yıllarında ise Cañı Madaniyat Colunda (Yeni Medeniyet Yolunda) dergisinde redaktör olarak çalışıyor. 1927-1936 yıllarında Bizdin Til “Bizim Dil”, Til İliminin Terminologiyalık Sözdügü “Dil Biliminin Terminoloji Sözlüğü”, Kırgız Adabiy Tilinin Cañı Orfografiyasının Dolbooru “Kırgız Edebî Dilinin Yeni Yazım Projesi”, Kırgız Tilinin Morfologiyası “Kırgız Dilinin Morfolojisi”, Kırgız Tilinin Sintaksisi “Kırgız Dilinin Sentaksı” adlı çalışmaları yayımlanıyor. 1930’lu yılların başında Akademiya Keçeleri “Akademi Akşamları” adlı piyesi sahneye konuyor.

Türkistan aydınlarının Stalin döneminde hak ettiği saygıyı görmesi elbette beklenemezdi ve görmediler de. 1937’de “halk düşmanı” suçuyla yargılanan aydınlar, 1938’de askerî mahkeme tarafından idama mahkûm edilerek katledildiler. Tınıstanov’un 3.11.1938 yılında hazırlanan suç dosyasında (Aşnin, 2002: 263-267) şunlar kayıtlıdır: Antisovyet-Baymanap çevreden gelen Tınıstanov’un 1921’de millî bir örgüt olan Alaş Orda’ya ve ardından Sosyal Turan Partisi’ne üye olması ve özellikle faaliyetlerini edebiyat çevresinde gerçekleştirmesi, bu partide yöneticilik yapması ve hükûmet aleyhinde çalışması, eserlerinde millî değerleri telkin etmesi vb. 5 Kasım 1938’deki duruşmada kendisini savunuyor ancak Alaş Orda Partisi’ne üyeliğini inkâr etmiyor. Kasım ve diğer Kırgız aydınları, Kırgızların ifadesiyle “Kırgız’ın kaymakları” (C. Abdrahmanov, K. Tınıstanov, B. İsakayev, T. Aytmatov, A. Camansariyev, K. Tınayev, A. Sıdıkov, E. Esenamonov, A. Orozbekov, T. Baydjiyev, T. Samançin vd.), Bakü Kurultayı’na katılan Türkistan aydınlarının tamamı aynı kadere maruz kalıyorlar.

Sonuç

Devlet ve kültür adamı Kasım Tınıstan Uulu; çok yönlü kişiliğiyle, ünlü Kazak dilbilimci Ahmet Baytursın’un alfabe prensiplerini esas alarak Kırgız-Arap alfabesinin ıslahındaki rolüyle, Kırgızcanın edebî dil hâline gelmesindeki çabalarıyla, filoloji alanındaki eserleriyle, Kırgız-Latin alfabesinin ilk mimarı ve akademik unvana sahip ilk Kırgız aydını olmasıyla, kısacası otuz yedi yıllık kısa ömrüne sığdırmış olduğu bu hizmetlerle sadece Kırgız halkının değil, bütün Türk dünyasının gönlünde yer edinmiştir. Bişkek Ata-Beyit Anıt Mezarlığı, 1938’de Çoñ Taş’ta kurşuna dizilen ve 1991’de ortaya çıkarılan toplu mezarlığın acı tarihine tanıklık ediyor. Katliamla ilgili bütün arşiv belgeleri, Ata-Beyit Müzesi’nde sergileniyor.

Dipnotlar

1916’da Türkistan’da başlayan isyanlarda, Kazak ve Kırgız Türkleri çok ağır kayıplar vermiştir. Bu isyan sonucunda birçok Kırgız şehit olmuş veya ülkeyi terk etmek zorunda kalarak Çin’e yerleşmiştir. Kırgızlarda endişe ve korku yarattığı için bu hadiseye “Ürkün” ya da “Ürkündö” adı verilir.

Adı geçen gazeteler, bazı Kırgız kaynaklarında Kırgızca olarak kaydedildiği için bu yazıda her iki dildeki biçimler birlikte yazılmıştır.

Kaynaklar

ARTIKBAYEV, K. (2004). Kasım Tınıstanov. XX. Kılımdağı Kırğız Adabiyatının Tarıhı, Bişkek: TAS.
AŞNİN, F. D. ve Alpatov, D. M. (2002). Repressirovannaya Tyurkologiya. Moskva: Vostoçnaya literatura.
BEKTENOV, A. ve ERKEBAYEV, A. (1991). Kasım Tınıstan Uulu Adabiy çığarmalar. Bişkek: “Adabiyat”.
DIYKANBAYEVA, M. (2018). Çağdaş Kırgız Edebiyatının İlk Temsilcilerinden Kasım Tınıstanov ve Dil Çalışmaları. 2. Millî Birlik ve Beraberlik Sempozyumu, Ankara: Atalay, 35-48.
KUBATOVA, A. (2012). Kırğızstandağı Caditçilik Kıymılı (1900-1916). Bişkek: Kırğız Respublikasının Uluttuk İlimder Akademiyası Tarıh cana Madaniy Muras İnstitutu.
KUZAN, E. (2016). Kırgız Şair Kasım Tınıstanov’un Şiirlerinin Dil ve Üslup Bakımından İncelenmesi. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara.
NERİMANOĞLU K. ve ÖNER, M. (Çev.) (2008). 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı Tutanakları. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
ORALTAY, H. (1973). ALAŞ Türkistan Türklerinin Millî İstiklâl Parolası. İstanbul: Büyük Türkeli Yayınları.
TINISTANOV, K. (1991). Kırğızstandağı cañı alfavit üçün küröştün on cılı, Ala-Too, No: 9-10, 259-273.

error: İçerik korunmaktadır !!