Gençlere Sorduk – 84. Sayı

Gençlere Sorduk – 84. Sayı

Türklüğün ruhunu temsil eden ve ülkemizin fikir hayatında önemli bir yere sahip olan Hüseyin Nihal Atsız’a yer verdiğimiz bu özel sayımızda, konuyla ilgili olarak gençlerin de düşüncelerini aldık ve bakın onlar konumuzla ilgili neler söyledi.

Yüzyılda Türk Dünyasının Rol Modeli H. Nihal Atsız

Türk’ün gören gözü, işiten kulağı ve uyanık vicdanı olarak Hüseyin Nihal Atsız, hiçbir zaman bugünün ve her devrin adamı tipi olmamış; millî şuur, ahlak ve terbiyeden örülü, yüksek karakteri ile 20. yüzyıl Türk dünyası için model bir kişilik olmuştur.

Atsız, yazılarında millî olma düşüncesini genç nesillere aktarmaya çalışmış, dış kaynaklı bütün fikirleri reddetmiştir. Kendisini Türklüğe adamış olan Atsız, fikirlerinden hiçbir zaman ödün vermeden doğru bildiği yolda emin adımlarla yürüyen yüksek bir şahsiyettir. O dönemde yaşadığı zorluklar ve baskılar onu, çıkmış olduğu bu yoldan vazgeçirmek bir kenara dursun, iyice davasına bağlanmasını sağlamış, gelecek nesillere ışık tutacak kitaplar ve eserler yazmıştır. Hangimiz o zorluklar karşısında öyle dik durabiliriz? İşte yapmış olduğu bu fedakârlık onu, Türkçülüğün mihenk taşı hâline getirmiştir.

Fikirlerim üzerinde çok büyük bir etkiye sahip olan Atsız, beni ve benim gibi nicelerine millî şuur aşkını aktarmış büyük bir fikir adamıdır. Türk milliyetçiliğini bana aşılayan Atsız, Kürşat Destanı’nı da ilk defa kaleme alan ve onu Türk milletine tanıtan kişidir. O; dünün, bugünün ve yarının yazarıdır.

Onun romanlarında kendimi buluyorum, şiirlerinde büyük bir huzur var. Ve böyle bir insan ülkemizde az tanınıyor veya kötü anılıyor. Fikirlerinden az ödün verse, ülkenin başta gelen saygınlarından olurdu ama o, bu yolu tercih etmedi. Dik duruşu bizlere örnek olmalıdır. Benim diyen edebiyatçı, o şiirleri yazamaz. Geri Gelen Mektup eserindeki aruz, Mutlak Seveceksin şiirindeki hâkimiyet duygusu ve saymakla bitmeyecek olan eserlerindeki edebî dili, o dönemde başka kim kullanmıştır? Hem edebiyatçı hem tarihçi kimliğiyle dönemin en büyük hocalarından olmuştur. Ama kıymeti o dönemde bilinememiştir. Son olarak cümlelerimi, Bütün Türk Gençliğine adlı Atsız şiiriyle bitiriyorum:
“Savaş… Bunun tadını ey Türk sen bulamazsın,
Ne sevgili yanında ne baba ocağında…”

Aşkın Bulut KAHRIMAN
Çankırı Karatekin Üniversitesi
Yakın Çağ Anabilim Dalı – Yüksek Lisans


Atsız’ın Turancılığından, Türk Devletleri Teşkilatı’na

Her şeyden önce kaleme aldığı roman ve şiirleri ile fikir dünyamızı aydınlatan, içimizdeki milliyetçilik ateşini harlayan Hüseyin Nihal Atsız’ın yaşadığı dönemde, savunduğu idealin, bugün fiili olarak olmasa da “Türk Devletleri Teşkilatı” olarak karşımıza çıkmasından büyük kıvanç duyuyorum.
Neredeyse tüm makaleleri, yazıları, şiir ve romanlarında yüksek medeniyetimizin oluşmasındaki en önemli etken olan Türkçülük ve Turancılığı işlemesi; bu idealin gerek Türkiye’de gerekse Türk dünyasında yankı uyandırmasına ve milyonlarca taraftar bulmasına vesile oldu. Onun idealini kendisine şiar edinen devlet başkanlarının girişimleri ile de, bir süre öncesine kadar adı “Türk Konseyi ya da Türk Keneşi” olarak bilinen ve bağımsız Türk devletleri tarafından hayata geçirilen bu örgütlenme modeli, yeni alınan kararla birlikte adını, “Türk Devletleri Teşkilatı” olarak değiştirdi.

Özellikle hatırlatmak gerekir ki Atsız gibi dönemin büyük Türkçülerinden Gaspıralı İsmail Bey’in tezi olan, “Dilde, işte ve fikirde birlik” düşüncesi de, bu teşkilatla beraber artık fiilen oluşturulmuş oldu. Nitekim teşkilatın aldığı kararlara bakıldığında; ortak dil kullanımı, ekonomik, siyasi, kültürel ve daha birçok alanda varılan anlaşmalarla İsmail Bey’in bu fikri de, Türk dünyası nazarında hayata geçirildi. Atsız’ın, Anadolu’dan yaktığı Türkçülük-Turancılık ateşini Kırım’dan harlayan Gaspıralı’nın, Türk dünyasına en önemli yansımaları ilk olarak Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Birliği (SSCB) hâkimiyetinde bulunan Türklerin birer birer bağımsızlığına giden yolu aydınlatmasıydı. Orta Asya’da kendi bağımsızlıklarını kazanmalarının ardından ise, Türkiye’nin öncülüğünde başlatılan iş birliği zirveleri, bağımsız Türk devletlerinin birbirlerini daha yakından tanımalarına katkıda bulundu.

Tüm bu gelişmeler ise, yukarıda belirttiğimiz Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurulmasının ve iş birliklerinin böylelikle daha aktif hâle getirilmesinin önünü açtı. Atsız’ın fikirleri ve çilelerle dolu hayatının ardından bugün hâlâ daha bazı kesimler tarafından ortaya atılan mesnetsiz iddialarla onu itibarsızlaştırma algısı yaratılmak istendiğini görüyoruz. Ancak ifade etmeliyiz ki her ne kadar Atsız’ın fikirleri “uzak ideal” olarak yorumlanmaya devam edilse de, Türk dünyasında yaktığı Turancılık ateşinin bu teşkilat ile uzak olmadığı gayet açık bir şekilde görülmektedir.

Cansu ÇEKİÇ
Giresun Üniversitesi

Avrasya Araştırmaları Anabilim Dalı – Yüksek Lisans


Kaderini, Türklerin Kaderi Bilen Atsız

Türk ya da Türklük denildiğinde ilk akla gelen isimlerden birisidir Hüseyin Nihal Atsız. Görüşleriyle, fikirleriyle tek amacı Türklük olan Atsız, yaşayışıyla da bunu desteklemiştir. Günümüz Türk milliyetçiliğinin ve bu yolda yürüyen biz Türk gençlerinin öncüsü olmuştur. Bugüne kadar Türk tarihi adına onlarca çalışmalar yapan, eserler veren Atsız; Türkçülüğe karşı çıkanlara da kendi üslubuyla cevabını vermiştir. Kendi döneminde günümüzdeki ülke sorunlarını görmüş ve uyarı niteliğinde bu konulara değinmiştir.
Büyük bir fikir adamı olmasının yanı sıra; iyi bir yazar, Türkolog ve tarihçidir. Biz Türk gençlerine düşen görev; baş koyduğu bu davayı sürdürmek, fikirlerini benimsemek ve hayatımıza yansıtmaktır. Ne mutlu bize ki kutlu davamızda böyle bir öncümüz var ve onun davasını sürdürmek bizlere de nasip oldu. Hayatının büyük bir bölümünü Türkçülük-Turancılık davasına adayan Atsız’ın çilelerle dolu ömrü, onu bir an olsun yolundan döndürmemiştir.

İnandığı dava yolundaki mücadeleleri, bu gaye peşinde kırk sekiz yıl boyunca çalışan yorulmaz kalemi, Atsız’ı, Türkçü düşünüşün Cumhuriyet yıllarında en kuvvetli temsilcisi ve önderi yapmıştır. Yazdıkları ile Türkçü düşünceye açıklık getiren, belirli prensipler ve hedefler çizen Atsız, Türk seciyesini ve Türklüğü bozmaya yönelmiş, millî şuura gizliden veya açıktan cephe alan Türklük aleyhtarı düşünce ve tertiplere karşı aralıksız mücadele etmiş, Türklüğü, kendisini bekleyen tehlikeler önünde daima uyanık tutmaya çalışmıştır.

Atsız’da, bu konuların haricinde; Türkiye sınırları dışında, Çin’e kadar yabancı devletlerin boyunduruğu altında yaşayan Türklerin kaderi ve Türk dünyasının birliği meselesi birinci planda yer tutmuştur. Atsız, Türk dünyasını ayrı ayrı ülkelere ve parçalara göre düşünmek yerine, ileride siyasi birliğini kurabilecek bir bütün olarak görür. Benimsediği bu Turan ülküsünün, günümüzün şartları bakımından maceracı bir tutumdan uzak bulunduğunu da, “Biz boş hayaller ardında değiliz. Mazide hakikat olan şeylerin yeniden hakikat olmasını özlüyoruz. Hastalıklardan korunmuş, nüfusu çoğalmış, ahlakı yükselmiş, sanayii ilerlemiş bir Türkiye istiyoruz. Sınır dışındaki ırkdaşlarımızı kurtarmak yollarını arıyoruz. Onları kurtarırken Türkiye’yi batırmak gayretlisi değiliz.” diye çok açık bir şekilde belirtmiştir.

Emrail KÜNT
Samsun 19 Mayıs Üniversitesi

Türkçe Öğretmenliği – Lisans


Türkçülüğün Ebedî Banisi

Türkçülüğün önde gelen isimlerinden Hüseyin Nihal Atsız, Türkçülük fikriyatına yön veren unutulmaz bir isim olmuştur. Ait olduğu Türk kimliğini her daim savunmuş; yaşayış biçimi, yazıları ve eserleri ile de güçlü bir kişiliğe sahip olduğunu göstermiştir. Ancak fikirlerini tam olarak tezahür edemeyenler tarafından günümüze kadar çok fazla eleştiri almış ve almaya da devam etmektedir.

Türkçülüğü savunmasının yanı sıra Cumhuriyet döneminin ilk uygulamalarına, muhalif görüşleriyle de zaman zaman karşı çıkmış ve yönetimdekilerle de ters düşmüştür. Bu sebeple de görev yaptığı memuriyetlerinden birçok kez sürülmüş, hatta işsiz kalmış ve o dönemde kitaplarını satarak geçinmiştir. Yazdığı kitaplar ile coğrafyamızda Turancılık ilkesini benimsetmiştir. Şahsi olarak da kendisini örnek alan, görüşlerini savunan birçok insan vardır. Kitaplarında, Türkçülüğün yanında romantizm, realizm, akımlarını da sıkça kullanmıştır. Yazdığı şiirler, günümüzde birçok milliyetçi sanatçı tarafından şarkı olarak seslendirilmiştir.

Atsız, hapis cezası aldığı dönemde, öğrencileri ve öğretmen arkadaşları tarafından maddi ve manevi olarak destek görmüştür. Hatta hapis cezasının kaldırılması için dönemin Cumhurbaşkanı’na ricada bulunulmuştur. Bu, onun yaşadığı dönem içerisinde de ne kadar sevilen ve saygı duyulan bir kişilik olduğunu kanıtlar niteliktedir. Atsız, özellikle yazdığı roman ve şiirleri ile günümüz Türk milliyetçilerinin ilham kaynağı olmuştur. Her yılın 3 Mayıs’ında kutlanan “Türkçülük Günü” ile varlığının ve fikriyatının önemi daha da anlaşılan Nihal Atsız, hayatta olduğu yıllarda kurduğu “Atsız Mecmua” ve “Orhun” gibi dergilerde, Türkçü görüşlere yer vererek Türkiye’de Türkçülük-Turancılık davasının daha fazla kesimlerce benimsenmesinin de önünü açmıştır.

Son olarak Atsız’a olan hayranlık ve özlemimi yine onun kendi dizeleriyle dile getirmek istiyorum;
Yer bulmasın gönlünde ne ihtiras, ne haset.Sen bütün varlığınla yurdumuzun malısın.Sen bir insan değilsin; ne kemiksin ne de et;
Tunçtan bir heykel gibi ebedî kalmalısın.

Muhammet Ali KAYGUSUZ
Giresun Üniversitesi Gazetecilik Bölümü – Lisans

error: İçerik korunmaktadır !!