Gençlere Sorduk

Gençlere Sorduk

Memleket Vâveylâ’sı

Vâveylâ… Hiçbir gazete Vâveylâ (Çığlık) kadar anlamlı ve değerli olmadı.
Vâveylâ gazetesi, 1915-1918 yılları arasında Sibirya Krasnoyarsk Esir Kampı’nda esaret altındaki Türk askerlerimiz tarafından el yazısı ile çıkarılmış Türkçe gazetedir. Bizim için değerli ve anlamlı bir gazete olan Vâveylâ gazetesi, dönemin zorlu şartlarında yaşam mücadelesi veren esir Türk askerlerimizin gazetenin de adından anlaşılacağı gibi çığlığıdır. Bahsi geçen gazetede, askerlerimiz; hatıralarını, memleketlerine ve sevgili yurttaşlarına duydukları derin sevgiyi âdeta kalemleriyle haykırmaktadırlar. Ayrıca şu hususu da belirtmekte fayda var. Vâveylâ gazetesinde sadece birkaç konu üzerine yazılar yazılmayıp gazetenin konu yelpazesi genişletilmek istenmiş ve bunda başarılı da olunmuştur.
Vâveylâ, kısa bir sürede önemli bir mektep hâline gelmiştir. Esirlerimizin, kendilerini ifade edebildikleri, fikirlerini paylaşabildikleri, vatan hasretini yazıya dökebildikleri, geleceğe dair umutlarını canlı tutabildikleri platform olmuştur. Sibirya’nın o felaket soğuğunda esirlerimizin içlerini ısıtmıştır.
Kahraman askerlerimiz her ne olursa olsun eğitimlerine önem vermişlerdir. Dolayısıyla bizler bu cennet vatanın bir ferdi olarak atacağımız adımları sağlam bir şekilde atıp, geçmişte atalarımızın yaptıklarını aklımızdan çıkarmayarak yolumuza emin adımlarla ilerlemeliyiz. Cennet vatanımızın bugünlere gelmesinde emeği olan her askerimizin ve vatandaşımızın ruhu şad, mekânı cennet olsun.

Ahmet Fatih KILINÇ
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
Söke İşletme Fakültesi, Yönetim Bilişim Sistemleri


Yazmak Var Olmaktır, Esaretle Var Olmak İçin Yazmak

Savaşın getirdiği esir kamplarında esarete karşı yazmak ve var olmak…
Yazmak; insanların isyanlarını, yeri geldiğinde hürriyet isteklerini, kendi iç hesaplaşmalarına dönüştürdüğü bir eylemdir. Savaşın olduğu dönemdeki insanların iç dünyasında, adım attığı bu yolda esaret vardı. Var olma peşine düşüp esaretin çıkış yolunu düşünerek, millî duygularını ön planda tutarak, umutlarını asla yitirmeyerek, hep dik durmaya çalışarak ve esir kamplarında şartların el verdiği çizgiler içerisinde yazarak var olma çabasıdır bu süreç. Kamplarda, Osmanlı esirlerinin moralini bozmak amacıyla Türkler aleyhine yayın yapan gazete ve onların başarısızlıklarını anlatan bildiriler dağıtıp propaganda faaliyetlerinde bulunulmaktaydı. Fakat hesaba katılmayan bir şey vardı ki, o da esirlerin sonsuz inanca sahip olmasıydı.
Birinci Dünya Savaşı’nda esir kamplarında mektup, gazete ve dergiler esirler için bir iletişim aracı olmanın ötesinde, Türk esirleri için benliklerini unutmayıp korumak adına atılmış bir adımdı. Yazmak, esarete açılmış bir savaştı; kalem, kelimelerin arasındaki oyunun başrolüydü. Asıl mesele, millî duygularının yok olmadığını, bütün zorluklara rağmen göstermekti. Esir kamplarındaki bu savaşın adı “Var Olmak”tı. Yaşanmışlıklar insanı değiştirir; zorluklar insanı sorgulatır. Sorgulayan insan düşünür; düşünen insan yazar. Fakat ulaşamayan ya da ulaştırılamayan her ses, bir süre sonra yazıya dönüşür.
Mektuplarda vatan sevgisi, hasret; gazete ve dergilerde bilim, edebiyat, mizah türleri gibi yazılar vardı. Kamp yönetimine baktığımızda, onlar için bu durum esirlerin sorun çıkarmaması olarak görülüyorken; Türk esirleri için bir millî duygunun kaybedilmemesi ve bedenen olamasa da ruhen var olup işe yaramaktı. Baskı ve korku ile yola devam etmek zordur. Her zaman her konuda konuşulamayabilir; fakat düşünmek serbesttir. Asıl iş yazmaktadır. Cesaret ister. Bir vücut esaret altında tutulabilir; fakat düşünce ve kalem esaret altında tutulamaz. Düşünmek, doğası gereği buna aykırıdır. Ne de olsa yaşamlar yazılara dökülür ve orada, başkalarında hayat bulur.

Dilara TAŞÇI
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı


Esarette Var Olma Mücadelesi ve Türkler

Vatanından, sevdiklerinden esir olarak ayrı kalmak, askerleri özlem duygularıyla boğar. Türk askerleri tarihte yaşanan çeşitli savaşlar sonucunda esaret altında yaşamak zorunda kalmıştır. Savaş meydanlarında esir düşen Türk askerleri, birçok zorluk ve sıkıntı yaşamıştır. Bu durumun en ciddi örneklerini I. Dünya Savaşı (1914-1918) esnasında yaşanan olaylarda görebiliriz. Bu savaşta 200.000’den fazla Türk esirinin olduğu bilinmektedir. Osmanlı Devleti’nin en çok esir verdiği ülkeler İngiltere ve Rusya olmuştur. I. Dünya Savaşı sürecinde vatanlarını korumak için farklı cephelerde savaşan bu askerlerin birçoğu anne-babalarını, eşlerini, çocuklarını geride bırakmışlardı. Bu askerler, hayatlarının bir bölümünü esaret altında geçirdiler. Birçok cephede esir düşen askerlerin dramı daha esir kamplarına nakledilmeleri sırasında başlamıştı. Maalesef büyük bir kısmı esir kamplarına sevk edilirken veya kamplarda hayatını kaybediyordu. Türk esirler bu süreçte sert muameleye maruz kalmıştı. Hatta aralarında soyulan ve mallarına el konulan pek çok subay vardı. Zorluklar içinde kamp yerlerine ulaşabilen esirler buralarda insanlık dışı koşullara maruz kalıyordu. Pek çoğu cepheden hasta ve yaralı gelen esirlerin sıkıntıları, kamplarda devam etmiştir. Kamplarda açlık ve sefalet yaşanıyordu.
Esir düşen Türk vatandaşları bu kötü koşullar altında umutlarını yitirmemeye çalışıyorlardı. Düşman esareti altında geçen zamanın acısını, kurtulma ümidini ve sevdiklerinden, vatanından uzağında olmanın yaşattığı hasreti, esirlerin kaleme aldığı mektuplarda görebiliriz. Sevdiklerinden ayrı geçen yılların acısı, mektuplarda, “Uzun müddet sürmekte olan hasret tahassürlerini teskin edecek sizin sevimli mektuplarınızdır…”, …”Vatan tahassürü, aile mahrumiyeti. …Of!. Ne kadar müşkülmüş…” gibi sözlerle yer almaktadır. Savaşın getirdiği sıkıntılar ve zorluklar çoğu zaman mektupların alıcısına ulaşamamasına sebep olmuştur. Sevdiklerinden haber alamayan askerler, unutulduklarını düşünmüş ve bu durum yaşadıkları sıkıntıların artmasına sebep olmuştur. Şanslı olup esaret sonrası evlerine dönebilen askerler için sorunlar bitmemiştir. Kimisi geride bıraktığı anne babasının vefat ettiğini öğrenecek, kimisi eşlerini ve çocuklarını bıraktığı yerde bulamayacaktır.
Kaynaklar
Arıkan, Mustafa, “Birinci Cihan Harbi Türk Esir Mektuplarında Duygu ve Düşünceler”, Osmanlı Araştırmaları 11 (1991): 35-48.
Gümüş, Musa, “Türk Basın Tarihinde Üsera Gazeteciliği: Vâveylâ Gazetesi/Mecmuası Örneği ile Devrine Genel Bir Bakış (1915-1918), Türk Basın Tarihi Uluslararası Sempozyumu, Elazığ 19-21 Ekim 2016.
Gümüş, Musa, “Vâveylâ Gazete / Mecmuası’na Göre I. Dünya Harbi’nde Kafkas Cephesi ve Kafkaslarda Genel Durum (1915-1918)”, Tarih ve Kültür Ekseninde Orta Aras Havzası Uluslararası Sempozyumu, Nahçıvan 17-19 Kasım 2016.
Tüfekçi, Vedat, Birinci Dünya Savaşı’nda İngilizlere Esir Düşen Türk Askerleri, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2019.

Ayşenur SAYINTÜRK
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans


Esaret Yolcuğu, Çileli bir Yolculuktu

Birinci Dünya Savaşı’nın en derin ve hazin olaylarından olan Sarıkamış faciasından sonra Ruslara esir düşen Türk subaylarının nakli sırasında askerlerin mazur kaldığı muamele tamamıyla içler acısıydı. Türk subayları karışık bir şekilde hayvanlara mahsus vagonlar içerisinde Tiflis’e kadar götürülmüşler, Tiflis’te 4 kişilik mevkilere 13 subay oturtulmak şartıyla ayrı bir trene alınmışlardır. Bir ay süren bir yolculuktan sonra Sibirya’da Kamışlı istasyonuna gelinmiş, daha sonra ise bölgede kurulan İrbid panayırında Kazan, Oranburk, Samara, Oka, Simbirsk taraflarından gelen Müslümanlara teşhir edilen subaylar buradan Krasnoyarsk şehrine sevk olunmuşlardır. Sarıkamış’ta esir düşen IX. Kolordu karargâh subaylarının üstlerindeki elbiseleri dâhil bütün şahsi eşyalarına General Prezevalski’nin kumandasındaki Plaston Tugayı Kazak Süvarileri tarafından el konulmuş; Rusların, esir subaylar hakkında uygulanan yerleşmiş kuralların aksine Osmanlı subaylarına her türlü hakareti yaptıklarına tarih tanıklık etmiştir.
Türk subaylarına sadece ekmek almaya yetecek kadar para (50 Rus kapiği) verilerek açlığa mahkûm edilmekle kalınmamış, tedaviden mahrum bir şekilde hakaret maksadı ile en pis ve sefil hapishanelere yerleştirilmişlerdir. Ruslar, rütbesiz askerleri ise 30 kişilik vagonlara 50, 60 kişi istif ederek Sibirya’nın en uzak ve en soğuk bölgelerine sevk etmişlerdir. Yaklaşık iki ay süren yolculuk esnasında açlık, bakımsızlık ve tedavi imkânlarından yoksunluk yüzünden esirlerin %50’den fazlası yollarda şehit düşmüştür. Askerler, ayakta ancak durabildikleri vagonlarda aç ve susuz yolculuk etmeye zorlanmışlardır. Yolculuk esnasında vagonların açılmasına izin verilmediği için tuvaletin bulunmadığı vagonlar insan dışkısıyla dolmuştur. Kokunun şiddetinden vagonların yanlarına yaklaşmanın imkânı yoktu. Pisliğin yol açtığı ishal ve tifüs hastalığı ise, zor şartlar altında yolculuk eden Türk subaylarının çilesini daha da zorlaştırmaktaydı. Askerler arasında her gün dört beş ölüm olayının yaşanması ise kaçınılmazdı. Cenazeler üç dört gün vagonlardan alınmıyor ya da yolculuk esnasında dağ başlarına atılıyordu.
Sarıkamış’ta esir edilen Türk askerlerini İsveç Salib-i Ahmer Murahhası Graf Londrof şöyle tarif etmişti: “İzdihamdan, kokudan yanlarına varılmayan, kapıları kilitli ve içerisi tıka basa Osmanlı esirleri ile dolu büyük bir tren 1915 Ocak ayının sonunda Sirzan İstasyonu’na geldi. İçindeki esirler, insan kılığından çıkmış, açlıktan renkleri sararmış, yanakları çökük, elmacık kemikleri dışarı fırlamış, kımıldayamayacak şekilde yorgun ve kuvvetten düşmüş, elbisesiz, ayakları çıplak, kâinatta mevcut bütün bulaşıcı hastalıklarla müptela bir hâldeydi. Bu feci manzara insanların yüzlerini kızartacak ve kalplerini sızlatacak derecedeydi.” ifadeleri esaretin ve esir edilmenin iç yüzünü gösteren en net örneklerden biridir.
Kaynaklar

Ali Asker, “Birinci Dünya Savaşı’nda Rusya’daki Türk Esirleri Konusunda Bazı Tespitler”, 1914’ten 2014’e 100’üncü Yılında Birinci Dünya Savaşı’nı Anlamak Uluslararası Sempozyumu, 20-21 Kasım 2014, İstanbul.
Zafer Şen, “I. Dünya Savaşında Osmanlı Esirleri ve Dramları”, http://www.zafersen.com/birinci-dunya-savasindaosmanli-esirleri-ve-dramlari.pdf

Cemil Kutlu, I. Dünya Savaşı’nda Rusya’daki Türk Savaş Esirleri ve Bunların Yurda Döndürülme Faaliyetleri, Atatürk Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü (Yayınlanmamış Doktora Tezi), Erzurum 1997, s.XXII
Ali Kaşıyuğun, I. Dünya Savaşı’nda Esirler Meselesi Üzerine Bazı Değerlendirmeler, Tarih ve Gelecek Dergisi, Nisan 2018, Cilt 4, Sayı 1.

Rabia YÜKSEL
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı

error: İçerik korunmaktadır !!