Gölgeden Hakikate Açılan Perde: Eğitici Yönüyle Bursa Karagöz Müzesi

Gölgeden Hakikate Açılan Perde: Eğitici Yönüyle Bursa Karagöz Müzesi

Oynadıkça Karagöz’le Hacı Evhad Çelebi
Zevk ü şevk-i meclise peyk-i safâdır perdemiz1

Gölge Oyunu’nun kökeni çok eski tarihlere dayandırılmaktadır. Asya ülkelerinden başlayarak batıya doğru yayıldığı görüşler arasındadır. Her ülke kültürü, dili ve yaşayışı ile kendi gölge oyununu ortaya koyar. İslam’da gölge oyunu; hayâl-i zıll (gölge hayali), hayâlü’s-sitâre (perde hayali), zıll-i hâyal (hayal gölgesi) gibi isimlendirmelerle anılmıştır. Türklerde ise gölge oyunu, Karagöz ve Hacivat ile soluk bulmuştur. Türkçenin zenginliğinden ve inceliklerinden beslenen gölge oyunu, güldürürken düşündüren bir görev üstlenir. Gündelik yaşamı ve kültürümüzü mizahi bir bakışla perdeye yansıtan gölge oyunu, düşünceyi zihinlerde nasihate dönüştürür.

Karagöz, 2009 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı ile UNESCO Türkiye Millî Komisyonu’nun çalışmalarıyla Unesco Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne girmiştir. Gölge oyunu geleneğinin korunması ve gelişmesi açısından bu durum oldukça önemlidir. Kökeni on altıncı yüzyılla kadar dayandırılan Karagöz gölge oyunu, Bursa Karagöz Müzesi’nin de etkisiyle nesillerin hafızasında yer etmeye devam etmektedir.
Bursa’nın, meşhur Çekirge Caddesi üzerinde yer alan Karagöz-Hacivat anıt mezarının karşısında bulunan müze, ilk çalışmalarına 1997 yılında Karagöz Evi olarak başlamıştır. 2007 yılından günümüze kadar ise Bursa Karagöz Müzesi adıyla yeni bir misyon üstlenmiştir. İçerisinde, Karagöz ve Hacivat’ın hayatı, gölge oyununun tarihi hakkında bilgiler ve tasvirlerin yanı sıra bir gölge oyunu gösteri salonunun da bulunması, dikkate değer bir ayrıntıdır.

Karagöz oyununun temeline bakıldığında yetişkinler için oynanan bir oyundur. Günümüzde ise çocuklara yönelik, onlar için oynanan oyunlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Gölge oyununun icra edilebilmesi için tüm ekipmanlarının bulunduğu Bursa Karagöz Müzesi, özellikle çocukların, yüzyıllar önceki gölge oyunu heyecanını aynı şekilde deneyimlemesini sağlamaktadır. Burada ilk ve tek sabit perdenin bulunmasıyla müze, büyük bir eksikliği kapatmıştır.

Karagöz gölge oyunu, kâr-i kadîm ve nev-îcad olmak üzere iki ayrı oyun türünden oluşur. Bu iki oyunun, farklı şahıs kadrolarıyla günümüze ulaşan bir yolu oluşturduğunu görürüz. Oyunlarda, günümüzün sıkıntılarına dair diyaloglar yazılabilmesi, Karagöz’ün ne denli güncel kalabilen ve çok yönlü olduğunun göstergesidir. Toplumumuzda yaşamış olan insanların; giyim kuşamlarını, gündelik sıkıntılarını, karşılaştıkları mutlulukları ve üzüntülerini perdede görme imkânımız olur. Çocuklarımızın kültür birikimleri artarken, sahneye yansıyan tarihe şahitlik ederler.
Farklı etnik kökene sahip insanların nasıl bir arada yaşadığını perdede izleyen çocuklar, hoşgörü ve saygı kavramlarını zihinlerinde şekillendirir. Hem kavram hazineleri genişler hem de hayal güçleri gelişir. Şimdi kendi millî ve dinî kültürümüz ile yoğurulmuş karakterlerle çocuklarımızın temel ahlaki değerlerini öğrenmesi ve bunları mutlulukla benimsemesi sizce nasıl olur? Tesir açısından çocukların dinledikleri sözler uçabilir fakat gördükleri davranışlar kalıcıdır. Çünkü taklit yeteneğinden beslenen zihinler, fert olma yolunda ilerler. Bu yüzden Karagöz ve Hacivat’a sahip çıkmalı, nesillerimizi bilinçlendirmeliyiz.
Bilginin perdesi göz, bu perdenin sesi ise kulaktır. İnsan göz ile belirginleşen bilgiyi, kulak ile anlamlandırır. Renkler ise, berrak zihinlerin oyuncaklarıdır diyebiliriz. Bir çocuğun muhayyelinin gelişmesi hem karakterini hem de eğitim becerilerini etkiler. Her birey devamlı bir değişim ve gelişim içerisindedir. Görsel hafıza, çocukluk döneminin en önemli öğrenme araçlarından biridir. Geleneğin renkli dünyasını yansıtan Karagöz oyununun eğitici yönü oldukça önemli bir konudur. Öncelikle çocukların dikkatini çeken tasvirler, konuşmalarında kullandıkları zengin kavramlar, çocukların dil hazinelerini besler. Zihinlerde bir kavram haritası inşası başlatır.

Nüktelerle süslü kavramların zenginliğini barındıran bir örnek aşağıdaki gibidir.
Hacivat – Karagöz, edebiyata aşina mısın?
Karagöz – Et payını aşırmam, sonra ahçıdan dayak yerim.
Hacivat – Şiir tanzim eder misin?
Karagöz – Mükemmelini.
Hacivat – Âsâr-i münteşiren var mı?
Karagöz – Amasya’da eniştem yok, amcam var.
Hacivat – Ne kadar gazelin var?
Karagöz – Altı tane gazevim (pirinç ve hurma kabı) var.
Hacivat – Gazevi değil, gazel. Hiç arûz gördün mü?
Karagöz – Yedi, sekiz tane kadar gördüm.
Hacivat – Gördüğün nedir?
Karagöz – Horoz.
Hacivat – Horoz değil, aksâm-ı şiiri gösteren bir fen vardır, ona arûz derler…2

Bu konuşmaya şahit olan bir çocuğun aklında yer edebilecek kavramları düşündüğümüzde ne kadar zengin bir kadro olabileceğini görüyoruz. Emeğin mahsulü, tohumun yeşermesidir. Her çocuk karanlıkta izlediği perdeden bir nasihat alarak aydınlığa çıkar. Müze’nin üstlendiği eğitici misyon, görünen ve görünmeyen olarak iki yön ile ele alınacaktır. Karagöz Müzesi’nin görünen misyonu, gölge oyununun üç temel yapısı üzerine kuruludur diyebiliriz: Figürler, doğaçlama ve perde.

Bu üç ana unsurun alt kollarının nasıl zengin bir muhteva ve emek içerdiği, bu müze ile gözler önüne serilir. Figürler, hayvan derilerinin (deve, manda ve sığır derileri) tabaklama işlemi geçirmesiyle elde edilir. Deriler öncelikle kireçli suda bekletildikten sonra iyice temizlenir. Temizlenen deri, ardından kurutulmaya bırakılarak parşömen elde edilir. Eskiden müstakil tabakhanelerde yapılan bu işlem, günümüzde fabrikalarda yapılmaktadır. Ardından deri, yumuşak ıhlamur kütüğü üzerinde şekillendirilmeye başlar. Figürlerin şekillenmesi, genelde ustadan çırağa geçen ana kalıplar kullanılarak nevrekân-nevregân adındaki ucu sivri bıçaklar ile yapılır. Kök boya ile de renklendirilen figürler, artık perdede yerini almaya hazırdır. Figürler, kalıplara geçirilen çubuklar ve ışığın yansımasıyla perdede oynamaya başlar. Bursa Karagöz Müzesi’nde birçok karagöz oyunu karakterleri sergilenmekte ve çocuklar için atölye eğitimleri verilmektedir. Karakterlerin yapılışı anlatılırken perde arkasındaki emeğin resmi çizilir.
Şem’-i bahtım hâsıl ettikte ziyâyı perdede
Bak ne sûretler zuhûr eyler verâ-yı perdede

Ehl-i hâle fehm için Şeyh Küşterî vaz’ eylemiş
Rü’yet-i tasvîr-i şem’i bu şebanî per
dede3

Karagöz oynatıcısına hayâli, hayâlbâz adları verilmektedir. İlk Karagöz oynatıcısı ve Karagöz oyununun üstadı olarak Orhan Gazi Dönemi’nde yaşadığı düşünülen Şeyh Küşterî karşımıza çıkmaktadır. Rivayete göre, sarığını perde olarak kullanmak için açan Şeyh Küşterî, perdenin dört köşesini, tasavvufun dört kapısı olarak belirtir: Şeriat, tarikat, marifet ve hakikat köşeleri. Perdenin her kenarını üçe bölerek on iki bölüm elde eder ve bu bölümlerin On İki İmam olduğunu söyler. Perdenin arkasında bir ışık kaynağı yakar. Elini ışık kaynağı ve perde arasına koyarak gölge elde eder.

Ardından hikmetli sözler gelir. Perde dünya, ışık kaynağı ruh, gölge ise cisimdir. Eğer ışık kaynağı sönerse, gölge kaybolur. Geriye kalan ise perde, yani dünyadır. İnsanlar eğer öze dönüşün aydınlığını bulamazlarsa hep karanlıkta kalacaklardır. Bir olmak varken yok olacaklardır. Yani tasvirlerin aslında çokluğu, ışık kaynağının ise birliği temsil ettiğini söyleyebiliriz. Perdenin geçiciliğini anlayan kişi için gölgelerin birçok ibretlik yönü bulunmaktadır.

Hayâli’nin en önemli özelliği ise taklit yeteneğine sahip olmasıdır. Çünkü perdede doğaçlama yöntemiyle ilerlenir. Hayâliler; ses ve diksiyon, tef ve nâreke (düdük) çalma eğitimleri ile oynatım çalışmaları dersleri almaktadırlar. Bursa Karagöz Müzesi’nde Karagöz ustaları, yeni hayâliler yetişmesi için eğitimler vermektedir. Müze, usta-çırak geleneğini devam ettiren bir mekân olma özelliği taşır. Bu yönüyle mekân-muhit ilişkisini gözler önüne serer. Karagöz ve gölge oyunu sevdalılarının muhabbet ettiği buluşma noktası konumundadır.
Karagöz oyunlarındaki başlangıcın simgesi olan perde gazelleri, edebiyatla harmanlanan veciz beyitlerle süslüdür. Perde gazelleri, Karagöz ve Hacivat’ın diyaloglarına geçişte oldukça önemli bir konuma sahiptir. Müzenin, görünmeyen misyonu ise himmet vadisine doğru akar:
Bir beyâz üzre yazılmış dil-küşâdır perdemiz
Atlas ü dîbâdan olsa ger sezâdır perdemiz

Gerçi etfâl-i cihâna türlü sûret gösterir
Nezd-i âriftevelî ibret-nümâdır perdemiz4

Karagözün perdesi hikmet perdesidir. Söylenen sözler, idrake giden yolun incileridir. Kıssadan hisse verir, hissenin kârı ibrettir. Görünen Karagöz’ün ardında, asıl öze ulaşma derdi vardır. Maksat, perdenin arkasındaki manayı görebilmektir. Sözlerin içine gizlenmiş, hayat ile birebir bağlantılı mizahın getirdiği güldürü unsuru, hikmetli söze ulaşmanın belirtisidir. Perde iki boyutludur fakat gerçeklikten aldığı ışıkla, derin bir muhayyel denizine daldıran gölge, birçok boyutu içinde barındırmaktadır. Birçok boyut ise tek bir yönü işaret eder. Işık kaynağının daimîliği karşısında gölgenin geçiciliğini…

Nasihatlerini yaşayarak gösteren, temel değerleri ve kavramları öğreten Karagöz oyunu, her çocuğun ve yetişkinin deneyimlemesi gereken bir tecrübedir. Bursa’nın yeşilliği içerisinde rengârenk bir cümbüş ile kendini gösteren Bursa Karagöz Müzesi, her yaştan kişinin uğrak noktası olan canlı bir müze olma özelliği taşır. Ayrıca müzeler, bir mekân olarak hatırlatıcı özelliklerini oluşumlarında barındırırlar. Her mekânın zihinlerde bir hafızası vardır. İnsan, mekânlara kavramları kodlayarak hafıza mekân inşasını oluşturur. Karagöz Müzesi de bu hatırlatıcı mekânlardan biridir. Geleneğin zihinlerde devam etmesi ve devamlılığın seyri için gerekli olan eğitimin verilmesiyle, bir halkanın nesiller arasında kopmasını engeller. Kültürel miras aktarımı yaparken, eğitici yönüyle mirası geliştiren bir misyon üstlenir. Geleneğin halkalarını, nesiller arasında sıkı sıkıya bağlamaya çalışan Bursa Karagöz Müzesi, kendini günbegün geliştirerek hizmetine devam etmektedir.

Dipnotlar:

  1. Cevdet KUDRET, Karagöz, Bilgi Yayınevi, C. III, Ankara 1970, s.130. Karagöz’le Hacivat Çelebi oynadıkça, perdemiz toplantının zevk ve neşesine safâ getirir.
  2. Cevdet KUDRET, Karagöz, Bilgi Yayınevi, C. I, Ankara 1970, s. 337-338. Canbazlar oyunu, muhâvere bölümü.
  3. Cevdet KUDRET, Karagöz, Bilgi Yayınevi, C. III, Ankara 1970, s.12. Sahte Esirci oyunu, perde gazelinin ilk iki beyti. Bahtımın mumu perdeyi aydınlattıkça, perdenin arkasında bak ne suretler meydana çıkar. Şeyh Küşterî, içlerinde Allah’ı bulan kişilerin ermiş-lerin anlamaları için, bu gece perdesinde mumla tasvir gösterme (yöntemini) koymuş.
  4. Cevdet KUDRET, Karagöz, Bilgi Yayınevi, C. III, Ankara 1970, s. 130. Şairlik oyunu, perde gazelinin ilk iki beyti. Beyaz perdemiz gönül açıcıdır, perdemiz eğer atlas ve dibadan olsa lâyıktır. -Perdemiz, gerçi dünya çocuklarına “insanlara” türlü suret gösterir, fakat âriflere ibret göstericidir. (Yani, gösterilen çeşitli suretlerin “tek varlık” olduğunu belirtir.)
error: İçerik korunmaktadır !!