Yakın Tarihin Tanığı Cumhuriyet Müzesi (II. TBMM Binası)

Yakın Tarihin Tanığı Cumhuriyet Müzesi (II. TBMM Binası)

“Ben, 1919 yılı Mayıs’ında Samsun’a çıktığım gün elimde hiçbir kuvvet yoktu, yalnız Türk ulusunun asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu ulusal kuvvete, bu Türk milletine güvenerek işe başladım.”
M. Kemal ATATÜRK


I. Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ile Türk milleti esaret altına alınmak istenirken, milletin kaderini değiştirmek üzere, Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışıyla yakılan özgürlük ateşi, Erzurum ve Sivas Kongresi’nden sonra 23 Nisan 1920’de Ankara’da, milletin temsilcilerinin katılımıyla, Anadolu’nun her köşesine yayılmıştır. Milletin yazgısını milletten aldığı güçle değiştirmeyi hedefleyen Büyük Millet Meclisi, Ankara’nın Ulus semtindeki I. Meclis binasından Kurtuluş Savaşı’nı yönetmiştir. Büyük Millet Meclisi; İzmir’de Hasan Tahsinlerle, Antep’te Şahin Beylerle, Kastamonu’da Şerife Bacılarla, Maraş’ta Sütçü İmamlarla, Urfalılarla, kısaca; memleketin her köşesinden insanlarının fedakârlıkları ve kahramanlıklarıyla Kurtuluş Savaşı’nı zaferle sonuçlandırmıştır. Kazanılan bu zaferi, Lozan’da atılan imzalar ile tüm dünyaya kabul ettiren Büyük Millet Meclisi, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’i ilan ederek dünyanın ilk Gazi Meclisi olmuştur. Fakat Meclis binası çalışmalar için yeterli gelmiyordu. Bu nedenle, 1923 yılında Mimar Vedat Tek tarafından Cumhuriyet Halk Fırkası Mahfeli (Halk Partisi Merkezi) olarak tasarlanan ve inşasına başlanan binanın işlevi değiştirilerek Meclis binası hâline getirilmiş ve bir yıl gibi kısa bir sürede tamamlanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, faaliyetlerini 18 Ekim 1924 tarihinden 27 Mayıs 1960 tarihine kadar bu binada sürdürmüştür. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk resmî kamu binası olması özelliği ile yönetiminin idari erki Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne 36 yıl ev sahipliği yapan II. Meclis binasının mimari ve tarihsel kimliği çok önemlidir.

18 Ekim 1924 tarihinde ziyarete açılan II. TBMM binası, 36 yıllık süreçte üç Cumhurbaşkanımıza ev sahipliği yapmıştır. Mustafa Kemal ATATÜRK, Mustafa İsmet İNÖNÜ ve Mahmud Cellâddin BAYAR bu binada görev yapan Cumhurbaşkanlarımızdır. II. TBMM binası, 27 Mayıs 1960 tarihinde kapatılarak CENTO’ya (Merkezi Ulusal Anlaşma Teşkilatı) tahsis edilmiştir. 1979 yılına kadar CENTO binası olarak kullanılan yapı, Atatürk’ün doğumunun 100. yılı kutlamaları kapsamında müzeye dönüştürülmüş ve 1981 yılından bu yana da Cumhuriyet Müzesi olarak işlevini sürdürmektedir.

Çeşitli yıllarda peyderpey restorasyonlar geçirdiği için dönem dönem ziyarete kapatılan Cumhuriyet Müzesi, restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından 29 Ekim 2008 yılında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından ziyarete açılmış, bir daha da hiç kapatılmamıştır. Haftanın 7 günü açık olan Cumhuriyet Müzesi, ülkemizdeki bütün müzeler gibi sadece dinî bayramların 1. günü saat 13.00’a kadar ziyarete kapalıdır. Ankara ilindeki en yüksek ziyaretçi sayısına sahip olan Cumhuriyet Müzesi, yine Türkiye’de en yüksek ziyaretçi sayısına sahip ilk on müze içerisinde yer almaktadır.
Atatürk’ün, hani hepimizin bildiği Meclis kapısından çıkarken hatırladığımız fotoğrafın tam tersini düşünelim ve şimdi biz, “Türkiye Büyük Millet Meclisi” yazılı kapıdan girelim. Yüksek tavanlı, süslemeli girişte bizi sağlı sollu iki vestiyer karşılamaktadır. Ceviz ağacından yapılmış, İstanbul Çemberlitaş Refikpaşa Marangozhanesinden getirtilmiş ve oyma tekniği ile yapılmış bitkisel süsleme motiflerinin bulunduğu bu iki vestiyer, Cumhuriyet döneminin en güzel örneklerindendir. Giriş katında sağlı sollu birbirlerine bağlantılı iç içe geçmiş odalar bulunmaktadır. Bu odalarda Atatürk, İnönü ve Bayar’ın kişisel eşyaları sergilenmektedir. Atatürk’ün, Mercedes marka daktilosu, üzerinde koruyucu dualar olan Nas, Felak ve Fatiha surelerinin yer aldığı kahve fincanı, takım elbiseleri ve şapkaları, İstanbul Beyoğlu’nda küçük bir dükkân olan Altın Çizme ayakkabıcısında yaptırdığı el yapımı ayakkabıları, seyahatlerde kullandığı kişisel eşyaları ve kendi el yazısının bulunduğu notları ile açmış olduğu fabrikalarda üretilen ilk şekerden, dokunan ilk basmaya kadar özel objeler bulunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin 1958 yılında basılan ilk banknotu yine müzede bulunan objelerden bir tanesidir.

İnönü’nün kırmızı ve beyaz renkli taşlardan yapılmış, trende kullandığı cep tipi satranç takımı, takım elbiseleri, saatleri ile Bayar’ın 10 Kasım 1938 tarihinde kendi el yazısı ile “saat 09.05” yazılı masa takvimi, gözlüğü, takım elbisesi, şapkası ve birçok yine kişisel objeleri Cumhuriyet Müzesi’nde sergilenmektedir.
Müzenin üst katı, makam odalarının burada olması sebebiyle daha görkemli yapılmıştır. İstanbul’un sarayları ile kıyaslayamazsak da Ankara ve Anadolu için oldukça görkemli bir yapıdır Cumhuriyet Müzesi. Üst kat koridoru, fener avizelerle aydınlatılmış böylece bir sokak esintisi verilmiştir. Üst katta Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan’a ait makam odalarının yanı sıra Cumhurbaşkanlarının, elçileri kabul ettiği Cumhurbaşkanlığı Kabul Salonu ile Meclis İdare Amirlerinin odaları ve kadın vekillerin odası bulunmaktadır. Her odanın özel bir anlamı vardır aslında. İdare Amirleri odasındaki eşsiz kütüphane, makam odasında Atatürk’e hediye edilen zümrüt yeşili değerli taşlarla süslenmiş avize ile Cumhurbaşkanlığı Kabul Salonu’nda Türklerin gücünü, görkemini yabancı misafirlere göstermek amacıyla Atatürk’ün talimatıyla Dolmabahçe Sarı Salon’dan getirilen Aslan başlı, aslan ayaklı, altın varaklı mobilyalar ayrı bir önem taşımaktadır. Kabul Salonu’ndaki duvarların sağında ve solunda saray ressamları Ayvazowski ve Zonaro’nun yağlıboya tabloları bulunmaktadır. Üst katta bulunan odalarda dönemin orijinal eşyaları kullanılarak sanki yaşayan bir müze havası verilmiştir.

Belki de II. TBMM binasının en görkemli salonu Meclis Parlamento Salonu’dur. Salon, 18 Ekim 1924 tarihinde yaklaşık 300 Milletvekili ile açılmıştır. 1960 yılına kadar bu salonda çok partili dönemde 660 milletvekili hazır bulunmuştur. Parlamento salonunda 116 adet Meclis sırası vardır. Meclis sıraları, İstanbul’dan, Osmanlı Mebusan Meclisi’nden getirtilmek istense de Osmanlı Mebusan Meclisi, Çırağan Sarayı’na taşındığı zaman yangın çıkar ve sıralar kurtarılamaz. Atatürk, İstanbul Beyoğlu’nda varlıklı ailelere mobilya yapan bir fabrika olan Maison Psalty‘a sipariş verir ve sıralar buradan, içine kimlikleri yapıştırılarak Ankara’ya, Meclis binasına gönderilir. Günümüzde hâlâ sıraların iç kapağında bu kimlikleri görmemiz mümkündür. Meclis sıraları kurtarılamaz fakat Meclis kürsüsü, Çırağan Sarayı’nda çıkan yangından kurtarılır. Bugün parlamento salonunda bulunan kürsü, Osmanlı Mebusan Meclisi’nin kürsüsüdür.
Atatürk, 1927 yılında kesintili 36 saat süren Büyük Nutku bu salonda, bu kürsüde okumuştur. Kürsünün arkasında bulunan nişin içerisinde, 1924 yılında Şura Suresi’nin 27. Ayeti asılırken, 1925 yılında Hattat Mehmet Hulusi Yazgan tarafından Osmanlıca olarak yazılan “Hâkimiyet Milletindir” levhası getirilmiş, 1928 yılında ise yeni Türk harfleriyle “Hâkimiyet Milletindir” levhası asılmıştır.

Kürsünün en ön sırasında kâtiplerin oturduğu 5 adet sandalye bulunmaktadır. Sandalyeler, özel olarak Viyana’dan getirtilmiştir. Sandalyelerin üzerinde melek tasvirleri bulunmaktadır. Meclis görüşmelerini kayıt altına alan kâtipler doğruyu yazmak zorundadır. Bu yüzden bu melekler önemlidir. Salonun özel bir ses akustiğinin yanı sıra duvar boyasının “gündoğumu şafak pembesi” olması, Atatürk’ün en sevdiği renk olmasından kaynaklanır. Salonda yaklaşık 150 kişilik dinleyici locası, elçilerin, bürokratların locaları ile Cumhurbaşkanının Meclis çalışmalarını izleyip, dinlediği özel bir loca bulunmaktadır. Cumhurbaşkanlığı locası üzerinde Ay-Yıldız’ın yanında defne ve çınar ağacının yaprakları bulunmaktadır. Defne ağacı yaprakları barışı, çınar ağacı yaprakları ise uzun bir ömrü simgelemektedir. Genel Kurul Salonu’nun tavanı, kalem işi süsleme ile geometrik ve bitkisel motiflerle bezenmiştir. Kadına seçme ve seçilme hakkının verilmesinden medeni kanuna, eski Türkçe harflerden yeni Türkçe harflere geçilmesine, soyadı kanunundan daha birçok önemli görüşmelerin yapıldığı bu salon, tarihe tanıklık etmiş ve hatta tarihi yaşamıştır.
Müzemizde bulunan bir başka önemli obje de, “Osmanlı Devleti Bayrağı”dır. Birinci Dünya Savaşı’nda kaybettiğimiz cephe olan Şam Cephesi’ne giren İngiliz komutanı, savaş ganimeti olarak Osmanlı Devleti Bayrağı’nı İngiltere’ye götürür. Dünya Savaşı’nın 100. yılı etkinlikleri kapsamında İngiliz komutanın 4. kuşak torunu bayrağı, Türkiye’ye iade eder. 2014 yılı Mart ayından itibaren, Cumhuriyet Müzesi’nde sergilenen “Osmanlı Devleti Bayrağı”nın üzerinde, şehit kanlarını görebilmekteyiz. Yine müzede, özel eserler arasında bulunan “Meclis Gongu”nun hikâyesi de ilgi çekicidir. “Meclis Gongu”nun hikâyesi, Osmanlı Mebusan Meclisi’nde başlar. Osmanlı Mebusan Meclisi’nde kullanılan gong, Meclis dağılınca mebuslar tarafından Ankara’ya getirilir. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi bu gong ile açılır. Meclis gongu, 36 yıl Meclis kürsüsünde bir fiil görev yapmıştır.

Müze, içerisindeki kıymetli eserlerin yanı sıra müze binası da başlı başına bir eserdir. Yaklaşık 100 yıllık bir tarihe sahip olan Meclis binası, günümüzde, yaşayan bir müze. Günde yaklaşık 1000 ziyaretçiye ev sahipliği yapan müzenin yıllık ziyaretçi sayısı yaklaşık 350.000 kişi. Çeşitli etkinlikler, konserler, TV programları, konferanslar, dizi ve belgesel çekimlerine ev sahipliği yapan Cumhuriyet Müzesi II. TBMM Binası, 2009 yılında Türkiye’nin ilk “Çocuk Dostu” müzesi olması bakımından önem arz etmektedir.

Edirne’den Kars’a kadar neredeyse tüm okullarımızın, öğrencilerimizin Ankara seyahatlerinin vazgeçilmez bir noktası olan Cumhuriyet Müzesi’nde 2016 yılından 2020 yılına kadar yaklaşık 7.000 öğrencimize eğitim verilmiştir.

Ankara’nın simge yapısı, Cumhuriyet’in tanığı ve yakın geçmişimizin hafızası olan Cumhuriyet Müzesi, Ulus semti Cumhuriyet Bulvarı’nda değerli ziyaretçilerimizi ağırlamaktan onur duymaktadır.

error: İçerik korunmaktadır !!