Şimdi yükleniyor

99. Sayı

99. Sayı

45,00

Stokta yok

Kategoriler:

Açıklama

Türkiye, 6 Şubat’ta meydana gelen deprem gerçeğiyle bir kez daha yüzleşti. Bu olay, ülkemiz ve Türk toplumu adına hafızalardan kolay kolay silinemeyecek acı bir gün olarak tarih sayfalarındaki yerini aldı. Türkiye, bir deprem ülkesidir ve şehirlerimizin birçoğu deprem riski ile karşı karşıyadır. Türkiye Cumhuriyeti topraklarının %96’sı, çeşitli aktif deprem kuşakları üzerinde yer alıyor. Bu toprakların üzerinde nüfusumuzun %98’i yaşıyor. Bu yüzden “deprem olmasın” dileğinde bulunmak bir anlam ifade etmez; deprem, bir doğa olayıdır ve olacaktır. Ancak, depremde korkmadan oturacağımız evlere, kullanacağımız yapılara sahip olmak; kamunun, üniversitelerin, yerel yönetimlerin, kullanıcıların yani hepimizin temel hedefi olmalıdır.
Asya, Afrika ve Arap Yarımadası’nın sıkıştırdığı bir coğrafyada yer alan Türkiye, art arda meydana gelen ve birçok uzmanın belirttiği üzere yıkıcılığı bakımından dünyada benzeri az görülmüş depremlerin yaralarını bir an önce sarmak için büyük çaba gösteriyor. Benzer büyüklükte olacağı bilinen fakat tarihi kestirilemeyen İstanbul depremi ve diğer depremlere, Kahramanmaraş depreminden ders çıkararak daha iyi hazırlanmamız gerekiyor. Eğer bugün gerekli dersleri çıkarmazsak, yarın her şey için çok geç olabilir.
Bu tür doğal afetlerin yaşanmasının ardından çok boyutlu düşünebilmek oldukça önemlidir. Doğal afet sonrası toplumun genelinde bir değişim yaşanacağı aşikârdır. Bu değişimin analizinin iyi yapılması gerekmektedir. Dolayısıyla arama kurtarma konusunda yapılan çalışmalara daha çok bütçe ayrılması, yapılara yönelik deprem mevzuatının ve denetimin eksiksiz şekilde uygulanması, vatandaşların bu konuda bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi büyük önem taşımaktadır.
Bir milletin millet olma şuuru, büyük acılar ve büyük zaferlerle oluşur. Bu yaşadığımız küçük kıyamette, milletimizin her ferdinin istisnasız nasıl bir özveriyle seferber olduğunu görüyoruz. Halkımız, millî birliğini, beraberliğini; Hakkâri’den Edirne’ye gösterdi. Bunca bölücü, yıkıcı faaliyet, iş birlikçi düşmanlıklara rağmen Türk milleti yine yekvücut oldu. Elbette yediden yetmişe muazzam bir dayanışma gösteren Türk dünyası halkları, kardeşlik ve akrabalık duygularıyla hareket ederek, soydaşlarının bu acı günlerinde yanlarında olduklarını bir kez daha gösterdi. Dolayısıyla Türk devletlerinden uzanan yardım eli, Türk dünyasında dayanışmayı ve bütünlüğü göstermesi nedeniyle ayrı bir önem taşıyor.
“Deprem ve Dayanışma” konusunu farklı yönleriyle kapsamlı olarak dosya konusu yaptığımız bu özel sayımızda, birbirinden değerli makaleleri siz okuyucularımızla buluşturuyoruz. Konuyla ilgili olarak bu sayımızda, Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Kağan KADIOĞLU ile bir röportaj gerçekleştirdik. Gençlerin de söz sahibi olduğu dergimizde, konumuzla ilgili olarak her sayıda olduğu gibi onların da fikirlerine yer verdik. “Tarihte Bu Ay Neler Oldu?” köşemizde, tarihin unutulmaya yüz tutmuş olaylarını yeniden gün yüzüne çıkardık. Bu sayımızda da bir film ve kitap tanıtarak sizlere önerilerde bulunduk. Yeni sayımızın düşünce iklimimizi zenginleştirmesini, fikir dünyamıza yeni değerler katmasını ve yol gösterici olmasını temenni eder, sizlere keyifli ve bilinçli okumalar dileriz.