89. Sayı

30,00

Kategoriler:

Açıklama

Birçok milletin tarihinden farklı olarak Türk tarihi, belirli bir dar coğrafyada yaşananlarla sınırlı değildir. Bu çerçevede, Türk dünyasının Karadeniz’in kuzeydeki temsilcisi olarak belirtebileceğimiz Kırım, çok eski zamanlardan itibaren Türklüğün beşiği olmuş bir sahadır. Günümüzde “Geniş Karadeniz Bölgesi” diye adlandırılan bölge, tarih boyunca hâkim olmayı amaçlayan güçler için ise büyük bir stratejik öneme sahip olagelmiştir. Özellikle güneyin sıcak sularına açılmayı hedefleyen Rusya için Kırım Yarımadası’na sahip olmak öncelikli bir hedef olmuştur.

Kendi politikalarına ters düşen ve kendinden olmayan uluslara yönelik uyguladığı baskı, zulüm, asimilasyon, zorunlu göç ve sürgünler şeklinde sıralanabilecek politikalar, Rus yayılmacılığının en etkili yöntemleri arasında yer almıştır. Bu politikalar çerçevesinde Rusların ilhakla başlayan yıldırma politikaları ve toplu göçlerle Kırım’ı Türklerden arındırma hareketleri; “vatan hainliği, Sovyet halkını imha etmeye yönelik girişim ve Nazi işgalcileriyle iş birliği” gibi asılsız gerekçeler ile 18 Mayıs 1944 sürgünüyle nihai hedefine ulaşmıştır.

Rusya’nın Kırım Türklerine yönelik uygulamaları neticesinde, Kırım Türkleri için yıllarca sürecek olan göç, sürgün, acı ve dram dolu günler başlamış olur. Susuzluk, açlık, hastalık, olumsuz hava şartları gibi sebeplerle kırıma uğrayan bu insanlar, her şeye rağmen vatanlarından uzaklaşmış olmanın verdiği acı ve hasretle vatan davasına tutunmuşlardır. Tüm acılara rağmen Rusların, Glasnost ve Perestroyka siyaseti sonucunda Kırım Tatar Türklerinin Kırım’a dönme çabaları hız kazanmıştır. 1980’li yılların sonlarına doğru Kırım Tatar Türkleri, büyük dalgalar hâlinde Kırım’a dönmeye başlamıştır. Dönenler, yine Rus rejimi yanlısı mahallî idarenin engelleriyle karşılaşmalarına ve yerel milislerin birçok saldırısına uğramalarına rağmen kararlılıklarını sürdürmüş ve Kırım’ı terk etmemişlerdir. Ancak Putin Rusya’sının 2014’te Kırım’a yönelik girişimleri, bir kez daha Kırım Türklüğünü hedef almıştır. Kırım, Rusya tarafından bir oldubitti ile fiilen işgal edilmiş; türlü oyunlarla ve uydurma bir referandumla hukuka aykırı bir şekilde ilhak edilmiştir.

Rusların Kırım Türklerini yok etme teşebbüslerine ve 1500 yıllık Türk yurdunu Slavlaştırma politikalarına rağmen Kırım Tatarları pes etmemiştir. Kırım Türklüğü üzerindeki baskı ve yıldırma politikalarının hâlen devam ettiği günümüzde; İsmail Gaspıralı, Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve Cengiz Dağcı’nın ateşi ve ruhuyla harmanlanan ve Türklük bilinci yüksek bir topluluk olan Kırım Türklüğü, baskı ve zulüm karşısında vatan ve özgürlük için mücadelelerini sürdürmeye devam etmektedir. Kırım Türklerine yönelik uygulanan sürgün ve katliamın 78. yıl dönümü münasebetiyle, Yerli Düşünce Dergisi olarak, bu menfur hadiseyi bir kez daha nefretle kınıyor, tüm Türk dünyasında emperyalistlerin zulmüne uğrayan soydaşlarımızı ve ecdadımızı hürmetle ve rahmetle yâd ediyoruz.

“18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü” konusunu farklı yönleriyle kapsamlı olarak dosya konusu yaptığımız bu özel sayımızda, birbirinden değerli makaleleri siz okuyucularımızla buluşturuyoruz. Konuyla ilgili olarak bu sayımızda, Kırım Tatar Türkleri Lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil KIRIMOĞLU ve Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan KIRIMLI ile bir röportaj gerçekleştirdik. Gençlerin de söz sahibi olduğu dergimizde, konumuzla ilgili olarak her sayıda olduğu gibi onların da fikirlerine yer verdik. “Tarihte Bu Ay Neler Oldu?” köşemizde, tarihin unutulmaya yüz tutmuş olaylarını yeniden gün yüzüne çıkardık. Bu sayımızda da bir film ve kitap tanıtarak sizlere önerilerde bulunduk. Yeni sayımızın düşünce iklimimizi zenginleştirmesini, fikir dünyamıza yeni değerler katmasını ve yol gösterici olmasını temenni eder, sizlere keyifli ve bilinçli okumalar dileriz.

error: İçerik korunmaktadır !!