KASIM 2020 SAYIMIZ ÇIKTI

Günümüz sinema dünyası ya da diğer adıyla sinema sektörü, devasa bütçeler ve akabinde teknolojinin getirdiği olanaklarla birlikte inanılmaz bir yolda ilerlemekte. Bu yüzden hem bir sanat dalı olması hem kitleleri peşinden sürükleyen bir propaganda aracı olarak kullanılması, daha da önemlisi ticari bir araç olması sebebiyle en güçlü sektörlerden biri. Kitle iletişim araçları ne kadar zararsız görünürse görünsün toplumun değer yargılarından, ideolojik ve politik eğilimlerinden uzak değildir.

 

Sinema ve diziler konusunda, toplumun ihtiyaçlarına cevap veren bir yeterliliğe sahip olunmaması durumunda toplum, yabancı olana özenmektedir. ABD Ulusal Güvenlik Ajansı, medya ve sermaye desteğiyle bir asırdan fazladır Hollywood sinemasıyla dünyayı etkiliyor; büyük oranda da sektörü kontrolünde tutuyor. ABD ve Avrupa ülkeleri bu yolla hem kültürünü pazarlıyor hem de hitap ettiği toplumları şekillendirirken; her yaş, toplum, kültür ve ilgi grubuna da hitap eden yapımlar üretiyor. Bu tür dikte edilen ürünlere karşı dik durup yerli ve millî sinema anlayışını benimsemeliyiz.

 

Sinema, içinde barındırdığı kültürel özelliklerin taşıyıcısı olan küresel bir araçtır. Bir ülkeyi, bir kültürü tanımak için kullanılabilecek en iyi araçlardan biri, o ülkenin sinemasıdır. Sinema filmleri; farklı kültürlerin birbirini tanıması, anlaması ve önyargıların azaltılması noktasında kültürlerarası iletişimi destekleyen önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Ulus sınırlarını aşabilen bir sinema, ait olduğu ülkenin de bir temsilcisi olacaktır. Bu sebeple öncelikle Orta Asya sinemaları ile iş birlikleri geliştirilmelidir. Bu noktada; ortak yapımlar, alışverişler, film marketleri, film festivalleri muhakkak çok önemli. Yine bu çerçevede, kültür havzamızın dışındaki “ortak değerleri” işleyen yapımları ortaya koymalıyız.

 

Dünyanın her yerinde sinema, az ya da çok devletin desteğine gereksinim duymuş ve hâlâ da duymaktadır. Özellikle dünyayı etkisi altına alan pandeminin neden olduğu ekonomik sorunlar, kısa vadeli önlem ve desteklerle çözülebilir ama Türk sineması için daha uzun vadeli planlamalar gerekiyor. Özellikle içerisinde yer aldığımız küreselleşen dünyada sosyo-ekonomik ve siyasal değişimler süratle oluşurken devlet kurumları ve sinema kurumları aynı sürat ve koordinasyonla ortaklık içerisinde olmalıdırlar.

 

“Türk Sineması ve Sanat” konusunu farklı yönleriyle kapsamlı olarak dosya konusu yaptığımız bu özel sayımızda; Yapımcı, Yönetmen ve Senarist Mesut UÇAKAN ile bir röportaj gerçekleştirdik. Her ay farklı bir ili tanıttığımız dergimizde bu ay da “Emeğin Başkenti Zonguldak”a konuk olduk. Gençlerin de söz sahibi olduğu dergimizde, konumuzla ilgili olarak onların da fikirlerini aldık. “Tarihte Bu Ay Neler Oldu?” köşemizde, tarihin unutulmaya yüz tutmuş olaylarını yeniden gün yüzüne çıkardık. Bu sayımızda da bir film ve kitap tanıtarak sizlere önerilerde bulunduk. Yeni sayımızın düşünce iklimimizi zenginleştirmesini, fikir dünyamıza yeni değerler katmasını ve yol gösterici olmasını temenni eder, sizlere keyifli ve bilinçli okumalar dileriz.