KASIM 2017 SAYIMIZ ÇIKTI

Ülkelerin toplumsal gelişimlerinin sürükleyici unsurlarının başında enerji tüketimi gelmektedir. Enerji, günlük yaşamımızın ve üretimimizin en önemli girdilerden birisidir. Bu nedenle, ülkenin ve enerji sektörünün yönetimini üstlenenler toplumun ve ekonominin gereksinim duyduğu enerjiyi yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevre ile uyumlu bir şekilde sunmak yükümlülüğündedirler. Ayrıca, ülkenin enerji arz güvenliği açısından da bu kaynakları çeşitlendirmek zorundadırlar.

Uluslararası pazarda çıkar elde etmek isteyen tüm ülkeler bu önemli girdi unsurunun maliyetini düşürmeyi amaçlamaktadır. Bu denli hayati öneme sahip enerji, devletlerarasında da önemli bir politika aracıdır. Zira enerji kartına sahip ülkeler uluslararası arenada geniş bir manevra alanına sahip olabilmektedir. Bu durumun en belirgin örneği Rusya’nın kendi çıkarına hizmet etmediğini düşündüğü Doğu Avrupa ülkelerine karşı enerji alanında yaptırım uygulamasıdır.

Bunun yanında Türkiye ise, ispatlanmış petrol ve doğal gaz rezervlerinin dörtte üçüne sahip bölge ülkeleriyle, Avrupa’daki tüketici pazarları arasında jeostratejik bir konuma sahiptir. Bu ayrıcalıklı doğal köprü konumu, Türkiye’ye enerji güvenliği bağlamında fırsatlar sağlarken sorumluluklar da yüklemekte olup ülkemiz bu konumunu pekiştirmek için girişimlerde bulunmaktadır. Bu bağlamda Türkiye, bölgesel enerji stratejisini geliştirirken, gerek Doğu-Batı, gerek Kuzey-Güney Enerji koridorları üzerindeki konumumuzun güçlendirilmesini göz önünde bulundurmaktadır.

Türkiye, ekonomik ve politik çıkarları açısından kritik öneme sahip olan enerji konusunda henüz işlevsel bir milli strateji oluşturulamamıştır. Gerek teknolojik eksiklikler gerekse kamuoyunda enerji konusunda henüz büyük bir duyarlılık oluşturulamamış olması nedeniyle Türkiye, kaynaklarını etkin olarak kullanamamakta bu durum da ülke ekonomisine büyük bir kayıp olarak yansımaktadır. Petrol ve doğal gaz dışındaki diğer enerji kaynaklarının üretimi konusu da henüz beklenen seviyede değildir. Rüzgâr ve güneş gibi doğa dostu olarak kabul edilen enerji kaynaklarının üretiminde de son zamanlarda önemli adımlar atılmaya başlansa da yeterli düzeyde değildir.

Ancak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın stratejik planları doğrultusunda temel olarak enerjide dışa bağımlılığı azaltma hedefi ekseninde yürütülen politikalar, Türkiye’nin geçirdiği değişim ve dönüşüme yön verici niteliktedir. Geliştirilen politikalar çerçevesinde özellikle yerli kaynaklardan üretilen enerjinin artırılması konusunda çalışmalar yapılmış, enerji kaynak çeşitlendirmesine gidilmesi ve ithal enerji kaynaklarına olan bağımlılığın azaltılması noktasında yenilenebilir enerji alanında önemli aşamalar kaydedilmiştir. Tüm bu politika ve hedefler çerçevesinde Türkiye enerji alanında yere daha sağlam basmayı ve geleceğe yönelik beklentileri karşılamayı planlamaktadır.

Biz de bu sayımızda, ülkelerin toplumsal gelişimlerinin önemli unsurlarının başında gelen “enerji” konusunu değerli yazar kadromuzla birlikte tüm yönleriyle ele aldık. Önemli röportajlara yer verdiğimiz dergimizde, bu sayımızda da Türkiye’de enerji politikalarının ve stratejilerinin belirlenmesine katkı sağlamak ve bu bağlamda ülkenin ihtiyaç duyduğu enerji politikaları uzmanlarını yetiştirebilecek bir sivil altyapıya olan ihtiyaca cevap vermek amacıyla hareket eden TESPAM Başkanı Oğuzhan AKYENER ile bir röportaj gerçekleştirdik. Her ay farklı bir ili tanıttığımız dergimizde bu ay da “Şehzadeler Şehri Manisa”ya konuk olduk. Yine dopdolu, yine düşündüren bir sayıyla sizlerle olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Sizlere keyifli ve bilinçli okumalar diliyoruz.